İşçi sınıfının sınıf savaşı, uzun, sancılı, zorlu ve çatışmalı bir süreçten geçerek bugün daha ileri bir aşamaya, tayin edici noktaya, iktidar mücadelesine gelip dayanmıştır. Mücadelenin bu kritik momentinde, savaşan işçi ve emekçi kitlelerin kendilerine öncülük edecek güçlerin desteğine her zamankinden daha fazla gereksinimi vardır. Emekçi sınıf bu mücadeleyi yüksek bir deneyim ve öncülük yeteneğine sahip bir gücün önderliğinde kazanabilir.
Kapitalizmin yıkılması, sınıfların ortadan kaldırılması, yani işçi sınıfının tam kurtuluşu, son derece köklü bir toplumsal dönüşümdür. Bu dönüşümü sağlayan komünist devrim, bugüne kadar olan devrime göre daha boyutlu bir devrimdir. İşçi sınıfının tam kurtuluşu bu nedenle sancılı ve zorlu bir süreçtir. Böylesine zorlu bir süreç öncü güçlerin askeri ve politik desteği olmadan başarıya ulaşamaz. İşçi kitlelerinin devrimci bir öncüye olan ihtiyacı tamamen sınıf mücadelesinin, tam kurtuluş mücadelesinin mantığından ileri geliyor. İşçiler içinde bulundukları koşullar nedeniyle, savaşı kazanacak ideolojik, politik ve askeri deneyim ve birikime yeterince sahip değiller. Emekçi kitlelere bu desteği verecek öncü, bu konuma sahip olan marksist güçlerdir.
İşçi sınıfının nasıl bir politik gücün desteğine gereksinimi vardır? Yardımını istediği güç oportünist ve oportünizmin olgunlaşmış hali olan sosyal-reformizm olamaz. Çünkü oportünizm küçük burjuva uzlaşmacılığı demektir. Küçük burjuva uzlaşmacı sol hareketler, emekçi kitlelere marksizmi götürdüklerini söyleseler de, gerçekte marksizmi götürme adı altında kitlelerin kafasına doldurdukları küçük burjuva kavramlardır ve anlayıştır. İşçi sınıfı, uzlaşmacı bir politik ve ideolojik çizgiyle hiç bir biçimde başarıya ulaşamaz. Emekçi kitleleri zafere götüren, işçi sınıfının uzlaşmaz devrimci çizgisidir.
Sermayenin mülksüzleşmeyi toplumun gitgide geniş bir kesimine dayatması, kapitalin tekellerde birikmesi ve merkezileşmesi, sömürünün tekelci kapitalizm koşullarında daha da artması ve yoğunlaşması, emekçi kitlelerin yaşamının iyice ağırlaşması beraberinde uzlaşmaz sınıf çelişkilerinin gelişmesini ve keskinleşmesini getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak işçi sınıfının ekonomik ve politik mücadelesi de yoğunluk kazanmış ve şiddetlenmiştir. Biz bu şiddetli mücadeleyi, bu topraklarda on yıllardır yaşıyoruz. İşçi sınıfının sonal ekonomik kurtuluş için bir araç olan politik kurtuluş mücadelesi, iktidarı alma kavgası devrimci bir politik gücün önderliğini gerektirir, hem de sonuna dek tutarlı devrimci bir gücün önderliğini.
Emekçi sınıfın desteğini istediği güç, bilimsel sosyalizmle donanmış bir güçtür, devrimci nitelikli bir komünist partisidir. İşçi kitlelerine tam kurtuluş hedefini ve buraya nasıl bir anlayışla ve mücadeleyle varılacağını gösteren bilimsel teori, marksizmin devrimci teorisidir. Marksizme, onun devrimci özüne, yaşayan marksizme dayanan bir güç, işçi sınıfını uzlaşmaz devrimci bir çizgiyle hedefine kavuşturur. Marksist bir güç, enternasyonal proleter sınıf mücadelesinin deneyimlerine dayanır ve bu deneyimleri güncel sınıf mücadelesine uygular. İşçi sınıfının desteğe davet ettiği güç, devrimci marksist bir güçtür; yalnızca devrimci marksist bir gücün işçi kitlelerine öncülük etmeye yeteneği var.
Savaşta yetkin, yönlendirici, yönetici, öncü bir güce sahip olmak, savaşan tarafa avantaj sağlar. Kapitalist sınıfın ne denli iyi örgütlendiği, kitleleri yönetme tarihi tecrübesine sahip olduğu ve nasıl bir politik gücü elinde tuttuğu düşünülürse, karşıt gücün, işçi sınıfının amacını gerçekleştirmek için, kapitalistleri yenmeleri için devrimci bir gücün önderliğine nasıl ihtiyaç duyduğu ve bunun bir zorunluluk olduğu kendiliğinden anlaşılır. İşçi kitleleri, teorik, politik, pratik savaşım kapasitesine ve yeteneğine sahip Leninist Parti'nin önderliğinde hareket ederek, son derece iyi örgütlenmiş ve deneyimli egemen güçler karşısında, ileri bir noktadan savaşı sürdürmüş olur. Devrimci önderlikle, savaşın sonucunu tayin eder.
Sınıf savaşımında, devrimin sürükleyici güçlerini ortaya koymak kendi başına yetmez. Devrimci güçlerin hedefini de saptamak gerekiyor. Devrimin sürükleyici güçlerinin hangi hedefe yürüyeceği ve neyi çözeceği, nasıl çözeceği, ne yapacağı belirlenmezse, kitleler önünü göremeyeceği için, savaşımın sonuca bağlanması beklenemez. Peki kitleleri kurtuluşa götürecek devrimci bir hedefi kim ortaya çıkarabilir? Bu, her şeyden önce, bilimsel ciddi bir çalışma ister. Güçler mevzilenmesini, doğru olarak belirleyecek olan Leninist Parti'dir. Çünkü; bilime dayanır ve ciddi irdelemelerden sonra sonuca ulaşır. Çünkü o, bugüne kadarki devrim deneyimlerini somut koşullara, yani gerçeklere uygular. Başarı, gerçekliğin doğru kavranmasından geçer. Görüldüğü gibi marksizmin devrimci önderliği, işçi sınıfının geleceği belirleyecek savaşımında yaşamsal önemdedir.
Türkiye ve Kürdistan gerçekleri yıllardır neyi gösteriyor? Bu topraklarda sömürünün çok yoğun olduğu, bunun sonucu olarak, emekçi halkların yoksulluğunun, sefaletinin çok derin olduğu, yaşamın dayanılmaz olduğu, toplumun iç çelişkilerinin ileri derecede keskinleştiği, bu temeller üzerinde yıllardır süren bir iç savaş olduğu, mevcut toplumun çok derin bir kriz içinde bulunduğu, devrimci durumun gün gün olgunlaştığı, kitlelerin faşizme ve sermayeye karşı başkaldırılarının daha sıklaştığı ve yaygınlık gösterdiği, elle tutulur nesnel gerçeklerdir. Oportünist hareketler bu gerçekleri ifade edebiliyor mu? Hiç de değil. Onlar sahip oldukları küçük burjuva anlayış nedeniyle gerçekleri bütün yönleriyle ve derinliğiyle ortaya koyamazlar. Henüz var olan durumu, sınıflar gerçeğini kavrayamayanlar, emekçi kitlelerin hedefleri için ne söyleyebilirler ki? Yapacakları ve yaptıkları şey, kendi ufuksuzluklarını, kendi sığlıklarını kitlelere taşımaktır yalnızca.
Küçük burjuva hareketler, var olan toplum gerçeğini, uzlaşmaz sınıfsal çelişkilerin gelişme ve keskinleşme düzeyini ve sınıflar savaşının şiddetlenmesini kavrayamadıkları için sürekli oportünist görüşler ileri sürüyorlar. Bu nedenle sınıf mücadelesinin gelişimini karşılayacak bir görüş ortaya koyamıyorlar. Yaptıkları şey, ekonomik ve toplumsal gerçekleri çarpıtmaktır. Gerçekleri çarpıtmak kaçınılmaz olarak kitlelerin hedefinin çarpıtılması sonucunu verir. Böylesi bir güç, böylesi bir anlayış işçi, emekçi kitlelerinin devrimci mücadelesine destek değil, engel olur.
Somut koşullara yönelik yapılan teorik değerlendirme yalnızca bir “çözümleme”yle sınırlı değildir. Konan politika ve taktiği pratiğe, yaşama geçirmediğimiz sürece, her zaman teori ile pratik arasında bir kopukluk, bir ayrılık olacaktır. Bugüne değin, süregelen egemen sınıfların anlayışında teori ile pratik birbirinden kopuk olmuştur. Proletarya ise toplumu ve sınıflar mücadelesini teorik olarak ele alır, bundan politik ve eyleme yönelik sonuçlar çıkarır ve eylem programını hayata uygular. Devrimci pratik, teorinin ortaya çıkardığı sorunları çözer. Bir sorunu yalnızca ortaya koymak yetmiyor, onu pratik yolla çözmek gerekiyor. İşçi sınıfı, önüne çıkan sorunları, gerçek devrimci bir konuma sahip marksist bir partinin yönlendiriciliğinde hareket ederek çözer.
Komünistler her koşulda işçi sınıfı hareketinin çıkarlarını temsil ederler ve kurtuluşu için mücadele verirler. Hareketin, örgütlü devrimci mücadelenin sürekliliğini koruyarak, onu devrimin zaferine değin götürürler. Devrimin iradesini temsil ettiklerini, kapitalizmden komünizme geçiş iradesini temsil ettiklerini, hareketin bütün dönemlerinde sergiledikleri devrimci teori-pratikle gösterirler. Sınıf mücadelesinin koşulları ve işçi sınıfının mücadele gereksinimi sürekli değişim içindedir. İşçi kitlelerinin mücadele sürecinde gereksindiği desteği ona vermek için, her mücadele biçimini karşılayacak yetenekte olmak gerekiyor. Kitlelerin devrimci mücadelesine öncülük eden gerçek devrimci gücün, bu potansiyeli taşıması gerektiği açıktır.
C.DAĞLI






