Tekelci burjuvazinin ve onun faşist devletinin işçi sınıfına, emekçilere, Kürt halkına yönelik baskıları ve saldırıları yeni bir hız kazandı. Sömürücülerin ve burjuva devlet iktidarının devrimcilere yönelik saldırıları devrimci güçleri zayıflatmıyor, tersine devrimci güçlerin daha da güçlenmelerine yol açıyor.
Devrimci hareketin, işçi hareketinin, Kürt halk hareketinin, devrimci kitle hareketinin bir çığ gibi büyümesini önlemek, burjuvazi için salt politik bir sorun değil, bir ölüm-kalım sorunudur. Çünkü devrimci işçi sınıfı ve emekçi hareketinin iktidara gelmesi demek sömürücü sınıfın egemenliğinin ve her çeşit ayrıcalıklarının sonu demektir. Artan saldırıları ve diğer baskı girişimleri bundandır.
Burjuvazinin hiçbir girişimi kitlelerin devrimci gelişmesini engelleyemiyor. Kitlelerde devrimci bilincin yaygınlaşması çok belirgin ve çok güçlü olarak kendini gösteriyor. Bunun binlerce belirtisi var.
Devrimci eylemlere, mücadelelere katılanların sayısında açık artış, her gün gerçekleşen çok sayıda kitle eylemi, kitlesel devrimci mücadele ve bunun daha ileri ve daha yüksek biçimlere varması, kitlelerin devrimcileştiğini ortaya koyan olgulardan, göstergelerden bazılarıdır.
Sınıf çelişkilerinin ve çatışmalarının keskinleşmesi, politik sarsılma, ekonomik kriz burjuva sistemin bunalımını derinleştiriyor. Bu, kapitalist düzenin tüm çizgi boyunca çöküşüdür.
Kapitalist sistemin büyük ve sert çöküşü, kapitalizm döneminin tarihsel olarak son ermesi, onun yerine yeni bir tarihsel dönemin, insanlık tarihinin ya da toplumsallaşmış insanlık tarihinin başlamasıdır.
Bu süreci sonuna değin götürecek olan devrimci sınıf proletarya, üstlendiği tarihsel görevini yerine getirecek bir gelişme içinde. Gerek maddi koşulların gelişmesi, gerek bağımsız politik mücadelelerde elde edilen birikim ve gerekse devrimci marksizmin hızla artan etkisi sonucu, işçi sınıfı bir bütün olarak, politik yaşamın etkin ve büyük bir gücü haline gelmiştir.
Devrimin kabarışı birçok kapitalist ülkede büyüyor. Bir süre öncesine kadar devrimci durumun ortaya çıkmayacağı söylenen kapitalist merkezler, bugün ayaklanmalarla çalkalanıyor. Devrimci sınıfın devrimi gerçekleştirme kararlılığını göstermesi durumunda ortaya çıkacak uygun koşullar, devrime dönüştürülebilir. Başarı, devrimci sınıfın, devrim hedefiyle harekete geçmesi ve tüm gücünün bu hedef doğrultusunda kullanmasına bağlıdır.
Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfının en ileri, en tutarlı ve en devrimci kesimi, burjuva egemenliğine karşı uzun yıllardır büyük bir kararlılıkla mücadele yürütüyor. En çetin koşullarda sürdürdüğü mücadelesiyle işçi kitlelerinin ve emekçilerin en etkin gücü oldu. Onun devrimci mücadelesi, emekçilerin geniş kesimini, sömürücü güçlere karşı verilen mücadeleye çekiyor, mücadele içinde etkiliyor ve dönüştürüyor.
Uzun iç savaş, insanların hayata bakış açısını değiştirdi. Ezilen ve sömürülen insanlar artık yaşamlarına ve yaşam koşullarına daha eleştirel yaklaşıyorlar. Artık daha bilinçli ve daha örgütlü davranıyor ve ortak çıkarları için savaşım veriyorlar.
En ağır koşullarda, en ağır baskı altında ve en büyük yokluklar içinde verilen savaşım, gerçek devrimci harekete çetin bir karakter kazandırmıştır. Proleter kitlelerin devrimci partisi, mücadelesinde ve yapısında bu karakteri taşımaktadır.
Süreç üzerinde büyük bir etkisi olan hareketi etkisiz göstermek, kitleleri geri çekmek ve burjuvaziyle uzlaşma içine sokmak isteyenlerin işine geliyor. Ama onlar ne yaparsa yapsınlar, olaylar başka türlü gelişiyor. Bizde ve birçok kapitalist ülkede halklar, eski düzeni derinden sarsan eylemler geliştiriyorlar.
Dünyadaki nesnel durum, eski toplumsal sistemin devrimci yıkılışı için uygun ortam yaratıyor. Halklar kapitalizme karşı başkaldırı içinde. Bu durumda halk eylemleriyle birlikte ortaya çıkan mücadele organlarının durumu büyük önem kazanıyor.
Halkın eyleme geçtiği, başkaldırdığı, ayaklandığı her yerde, adına ne denirse densin, eyleme ve halkın gücüne dayanan, hareketi ileri götürme yeteneğinde olan mücadele organları ortaya çıkıyor.
Sınıflar ilişkisinde önemli bir değişiklik sağlayan devrimci durum koşullarında kitlelerin eylemliliğinde olağanüstü artış meydana gelir, yani ezilen ve sömürülenler başkaldırırlar. İşçi komite ve konseyleri, devrimci halk komiteleri, bu süreçte ortaya çıkarlar. Eylemlerde büyük artışın ortaya çıktığı devrimci dönemler, kitlelerin örgütlenmesinde büyük bir yoğunluk ve genişlemenin olduğu dönemlerdir.
Eyleme geçmiş, ayaklanmış, başkaldırmış halk, halklar yeniden ve devrimci biçimde örgütlenir. Devrimci biçimde yeniden örgütlenmeden, kapitalizm tarafından mahkûm edildikleri ağır sefalet ve yoksulluktan kurtulamayacaklarını biliyorlar.
Eyleme geçen kitleleri birleştiren ortak çıkarlardır. Ortak çıkarların gerçek olması, emekçilerin politik iktidarı almasına ve bu güce dayanarak toplumu yeniden örgütlemesine bağlıdır. Böylesi kolektif gelecek ise toplumsal devrimin başarıya ulaşmasını gerektirir. Emekçi yığınların toplumsal çıkarları, somut ifadesini devrimde bulduğu için devrimin, emekçi ve ezilen yığınları birleştirici özelliği var.
Devrimden doğan devrimci iktidar, işçi sınıfına, halkın gücüne ve devrimci organlarına dayanırsa ayakta kalabilir. Ya da emekçiler toplumsal istemlerini ancak bunun koşullarını yaratarak gerçekleştirebilirler.
Devrimci iktidarın ilk yapacağı, devrimin tabanını güçlendirmek ve eski düzenin güçlerini zayıflatmaktır. Bütün bu önlemler, halkın kesin gücünü dayanan komiteler tarafından yaşama geçirilebilir.
İşçi sınıfı, halk kitleleri devrimin kazanımlarını korumak, güçlendirmek ve sürdürmek için bu önlemleri almak zorundadır.
Toplumsal kutuplar arasında süren savaşımı sonucuna götürecek devrimci bir güç oluşmuştur. Asıl sorun, militan, mücadeleci kitle gücüne devrimci bir bakış açısıyla yaklaşmaktır; harekete önderlik etmektir.
C.DAĞLI






