Salı, Kas 21st

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Mücadele Birliği | Posta

Acil Görevimiz Fabrika Fabrika, Sokak Sokak Örgütlenmek

Sivil toplum örgütlerinin ve sendikaların, Leninistler dışında devrimci örgütlerin bütün eylemlerinde ve düzenlenen basın açıklamalarında okunan metinlerin altında oraya veya herhangi bir yere sıkıştırılan o meşhur kitlelere hedef göstermeyen pasifize eden slogan: 'Direne Direne Kazanacağız'...

Bu slogan Türkiye ve Kürdistan'da yaşanan iç savaş koşullarında kitlelere yanlış politika götürmekle beraber, proletaryayı iktidar hedefinden soyutlayıp, uzaklaştırmayı amaçlıyor. Direnmek günümüz koşullarında pasif bir eylem biçimi tarzından öteye gidemiyor. Hak arama, hak koruma, sözüm ona demokratik haklar kazanmak ve o kazanımları korumanın yerine proletaryayı devrime taşıyacak, devrime örgütleyecek eylemler pratiğe koymak gerek.

Türkiye ve Kürdistan'ın emekçi halkı proletaryası çetin bir süreçten geçti, geçiyor. Gezi Halk Ayaklanması, hemen ardından 6-8 Ekim Serhildanı ve peşi sıra gelen proletaryanın uzun süren grevleri vs. bu burjuvazinin proletaryaya karşı daha önce başlatmış olduğu iç savaşı daha çok şiddetlendirdi. Türkiye'nin çeşitli illerinde dinci faşist çetelere yaptırdığı canlı bomba katliamlarını uygularken Kürdistan illerinde sokağa çıkma yasaklarıyla, sokak ortasında yapılan infazlarda, bodrumlarda sistematik şekilde yapılan katliamlara, tarihi kentleri nasıl yok ettiklerini görebiliyoruz.

Burjuvazi boğazı kesilen yaralı bir hayvan gibi son nefesini verirken proletarya ile amansız bir savaşa girişiyor. Çünkü bu burjuvazinin var olma savaşıdır. Devrim her geçen gün güç kazanmaya devam ediyor. Burjuvazinin 15 Temmuz darbe girişimi devrimi ezme çabasıdır. Burjuvazi devrimi ezmek için bu kadar yoğun bir çaba harcarken ve bütün olaylar, gelişmeler her gün her saat devrime akarken ve çanlar kapitalizmin yıkılması için çalarken; proletaryaya neden sığ politikalarla gidelim ki?

Neden 'Direne Direne Kazanalım'? 'Savaşa Savaşa Kazanalım' olmuyor mu? Bu faşist düzenle savaşmak sizleri konforunuzdan olmaya mı yol açıyor? Faşist devlet bize böyle saldırırken bizler neden hala ısrarla onlardan adalet, demokrasi isteyelim? Devlet her gün bizleri katlederken, çıkardığı yasalarla proleter ve emekçileri açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkum ederken neyin barışı? Hangi demokrasi hangi adalet neyin direnmesi bu. Hangi devrim bu şekilde gerçekleştirildi. Yiğit Rojava halkı gericiliğe karşı çarpışarak, savaşarak kendi halk iktidarını kurmadı mı?

Biz Leninistlerin acil görevi; burjuvazinin proletaryaya karşı yürüttüğü iç savaşı fabrika fabrika, sokak sokak örgütlemek ve bu iç savaşı proletaryanın, iktidarı fethiyle taçlandırarak, burjuvaziyi ve onun kokuşmuş düzenini tarihin çöplüğüne atmaktır.

ANTAKYA'DAN GEB'Lİ BİR İŞÇİ

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1