Pazartesi, Kas 20th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Fırtına Yaklaşıyor

Bir devrimin yaklaşmakta olduğunun belli başlı belirtilerinden birisi de düzenin iç çelişkilerinin yanı sıra dış çelişkilerin de keskinleşmiş, üst üste binmiş, yoğunlaşmış olmasıdır. Dış çelişkiler bakımından Türkiye’nin durumunu tanımlayacak en iyi ifade, şu anda, etrafının düşman ülkelerle çevrili olduğudur.

Türkiye’nin dinci faşist iktidar ve onun başındaki adam öncülüğünde “Avrasya”ya yöneldiği üzerine ahkam kesen darkafalılar, bir-iki gün içinde aniden İran’la kafa kafaya gelince araziye uydular; sesleri solukları çıkmaz oldu. Türkiye-İran savaş noktasına gelmiş olmasalar da kılıçları çekmiş vaziyetteler.

Şoven bir rüzgar estirme ihtiyacı duyan dinci faşist iktidar, keçilerin bile yaşamadığı Ege adaları sorununu kaşıdı. Yunanistan hakaret de içeren sert bir karşılık verdi. “Diplomatik Mesajlar” mahalle kavgası ağzıyla veriliyor şimdi.

Suriye ile ilişkiler malum; fazla söze gerek yok. Rojava Devrimini ezme ve Halep üzerindeki hak iddiası söylemleri şimdi tank top eşliğinde hayata geçiriliyor. Türkiye, ilan edilmemiş bir savaş içinde. Dolayısıyla bir dış savaşın tüm çelişki ve sorunları bütün ağırlıklarıyla Türkiye’nin üzerine çökmüş durumda.

Başika Kampı ve Musul üzerindeki hak iddiaları nedeniyle Irak’la yaşanan gerginlik biliniyor. Sınırın bu bölgesinde bazılarının hala “Kürt Lider” demeye devam ettiği Barzani dinci faşist iktidarın ve faşist devletin tek müttefiki. Bu ittifak sayesinde Türkiye, Barzani’nin omuzları üzerinden Şengal’de savaş halinde.

İçte ve dışta saldırgan politika izleyen dinci faşist iktidar, başta Almanya olmak üzere, Hollanda, Avusturya ile büyük bir kriz yaşıyor. Dinci faşist iktidar, kitleleri şovenizm rüzgarı etkisi altına almak için buna ihtiyaç duyuyor. Ancak, Cizre’de, Nusaybin’de, Kürdistan’ın daha pek çok yerinde insanların bodrumlarda yakılarak, canlı canlı gömülerek katledilmelerine seslerini çıkarmayan Avrupalı emperyalistler, şimdi kendi halklarının baskısı karşısında “Boğazın Despotu Raydan Çıktı” demek zorunda hissediyorlar kendilerini.

Rusya uçağının düşürülmesi meselesinde “emri ben verdim, yok ben verdim” yarışından, “valla ben vermedim o verdi” noktasına gelen dinci faşist iktidarın Avrupalı emperyalistler kılıçlarını çekerlerse yerlere nasıl kapaklanacağını hep birlikte göreceğiz.

Bütün bu dış tablo, içeride yığılmış, üst üste binmiş, keskinleşmiş çelişkileri besliyor, ekonomik ve politik krizi derinleştiriyor, emekçi sınıfların, Kürt halkının, Alevilerin, devrimci demokrat güçlerin ayaklanmacı ruh hallerini derinleştiriyor.

Krizler, kitleleri devrimcileştiriyor; devrimci kitleler yaratıyor. Birleşik devrim için olanaklar tarihimizin hiç bir döneminde bu derece olgunlaşmamış, bu derece artmamıştı.

Bir fırtına yaklaşıyor! Her şeyi alt-üst edecek bir fırtına...

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1