Salı, Kas 21st

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Savaş Rüzgarları!

Olaylar baş döndürücü hızla ilerliyor. Bölge kaynayan kazan. Savaş ateşi sürekli yayılıyor. Böyle bir ortamda ABD emperyalizmi Suriye’ye füze saldırısı düzenledi. Gerilim had safhaya ulaştı.

Saldırılara Karşı Devrim Cephesinde Birleşelim!

Ateş çemberinden geçiyoruz. Katliam haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Küçücük bebeklerden 70'lik ihtiyarlara, ev kadınlarına, genç erkek ve kadın savaşçılardan yasal parti yöneticilerine, halk örgütleri yöneticilerine... Kürdistan'da herkes namlu ucunda. Bir halk kan ve ölüm içinden ölülerinin omzuna basarak özgürlüğüne yürüyor!

Güçlü Olan Devrimdir!

O büyük gövdesini meydanlarda göstermeye başladı yine! Sinmediğini, korkmadığını, mücadeleyi terketmediğini dost düşman herkese gösterme fırsatını bulduğu anda dökülüverdi sokaklara! Hem de düşman OHAL ilan etmiş, baskının en nefes aldırmazını, saldırının en vahşisini günlük olağan uygulama haline getirmişken, öfke sarnıcının artık hemen hemen dolduğunu peş peşe iki eylemde ortaya seriverdi.

Rabın Serxwe!

Günlerdir Kürdistan kentleri yoğun ateş ve abluka altında. Artık tankların ve topların sokak savaşlarına dahil olduğu günlerden geçiyoruz. Bir düzine general, düzinelerce albay, binbaşı, yüzbaşı, on bin asker, özel harekat polisleri, komando birlikleri, çeşit çeşit zırhlı araçlar, havan topları, a4 ağır makinalılar, keskin nişancılar... cehennem ateşi olup yağıyor kuşatılan kentlerin üzerine. Bir konvansiyonel savaşın tüm araçları devrede. Geriye bir tek savaş uçakları kaldı kullanmadıkları!

Yaklaşan Felaket!

Ateş ve savaş çemberi sarmaladı dört yanı. Adım adım yayılıyor. Bir “Kırmızı Pazartesi” yaşıyoruz adeta. Bilinen ama kör bir zorunluluk gibi kendini dayatan bir yıkım savaşı yaklaşıyor. Kapitalist canavar, yaşlı dünyamızı felaketten felakete sürüklemeye devam ediyor. Dünyanın dört bir yanına yayılmış bulunan irili ufaklı savaşlar milyonlarca kişinin ölümüne, on milyonlarcasının yerinden yurdundan edilmesine, doğanın korkunç yıkımına yol açmış bulunuyor.

Savaş Kışkırtıcılığına Karşı Ayaklanma, Devrim, Özgürlük!

Türk tankları Musul'da, Başika bölgesinde! İki gündür ültimatomlar, tehditler, “savaş gerekçeleri” dört yanı kapladı. “Türkiye'nin saldırgan tavrı” BM'de gizli oturuma taşındı. “Yandaş basına” bakarsanız, uzunca süredir yüksek perdeden atıp tutuyorlar. “Biz Osmanlıyız”, “biz Selçukluyuz” naraları eksik olmuyor. Aleni bir şekilde bir yayılma savaşının çığırtkanlığını yapıyorlar. Dinci faşist iktidar boyunu fersah fersah aşan hamleler yapıyor Ortadoğu'da.

Kusursuz Fırtına Yaklaşıyor!

Tarihin cilvesidir. Alaşağı edilecek, çöplüğe gönderilecek olan, güç ve zafer sarhoşu olsun diye önce göklere çıkarılır. Adım adım yitirir dengesini. Hasmının baskısı altında korku ve vahşet ikliminde saldırganlaşır. Korktukça saldırır, saldırdıkça korkar. Sonsuz bir korkudansa korkunç bir sona razıdır artık. Her eylemi, her adımı onu bu korkunç sona yaklaştırır.

Meclis'te Paket Savaşları!

Bir süredir yeni "iç güvenlik yasa paketi" tartışmaları sürüp gidiyor. Paket meclise geldi. Ortalık karıştı. İktidar partisinin cengaverleri, kendi kocabaşlarından birinin deyimiyle "halkın yüzde ellisinin NEFRETİNİ çeken" bu çetenin üyeleri, yarım asır kadar önce TİP'lilerin başına gelenleri andırır bir şekilde pakete karşı çıkanlara tekme tokat saldırdılar meclis genel kurulunda. Meclis oturum başkanının tokmağı da emirlerindeydi, gong da.

Taksim Mitingi: Çözülen Devlete Hayat Öpücüğü

24 Temmuz günü Taksim'de bir miting oldu. CHP'nin düzenlediği miting. Meydan alabildiğine kalabalık. Türk bayrakları, Atatürk resimleri, flamalar, çeşitli demokratik kitle örgütleri, sosyal-reformistler, çeşitli sol-sosyalist çevreler, temsili düzeyde AKP... Pek çok haber kanalı canlı yayın yapıyor Meydan'dan. Daha hazırlık aşamasında devlet tüm araçlarıyla destek verdi bu mitinge. Katılımı artırmak için seferber oldu. Altını kalın çizgilerle tekrar çizelim. Devlet, bu mitinge katılımı artırmak için seferber oldu.

Bu Son Olsun

Madende göçük, su baskını, grizu patlaması... İnşaatta toprak kayması, iskele çökmesi, asansör düşmesi... Tersanede gaz patlaması, yüksekten düşme, filika kazası... Atölyede kayış kopması, dişlilere uzuv kaptırma, elektrik kaçağı... Kum tozu, demir tozu, is, kimyasallar, ateş... Yoksulluk ve sefalet... İşçiye cehennem burası, patrona cennet!

İktidar Dışında Her Şey Hiçbir Şeydir!

Muazzam bir altüst oluş, muazzam bir hız! Ülkenin ve dünyanın değişim dinamikleri öylesine güçlü ki, toplumsal olayların ardından sürüklenmekten kurtulamıyor kimse. Toplumsal altüst oluş çağı önündeki tüm engelleri parçalayarak kendini duyuruyor. Her gün önemli bir toplumsal gelişmeye uyanıyoruz.

Ukrayna: Sokağa İnen Siyaset

Ukrayna'da gelişmeler çok hızlandı. Hatırı sayılır bir süredir çeşitli düzeylerde bir iç savaş halinde seyreden mücadele, başkan Yanukoviç'in Kiev'i terketmesinin ardından yeni bir aşamaya sıçradı. Ülke bölünmenin eşiğine gelmiş bulunuyor.

Nihai Kapışmaya Doğru

Dokunulmazlıklar kaldırıldı, HDP'li demokrat vekiller Meclis'ten atılmak ve tutuklanmak tehdidiyle karşı karşıya. CHP'nin açık desteğiyle elbette! Reis “bu daha iyi günleri” diyerek tehdit üstüne tehdit mesajları gönderiyor. MHP savaş çığlıkları atıp duruyor. Kılıçdaroğlu'nun CHP'si “Anayasa Mahkemesi'ne başvuru için bizden tek bir imza bile çıkmayacak” diyor.

Karşı-Devrimin Merkez Üssü Çöküyor!

 Türkiye'nin Suriye politikası tel tel dökülüyor. Onca savaş çığırtkanlığı, onca mezhep kışkırtması, onca insanlık düşmanı çeteye yardım ve yataklık... bizzat o çetelerin oluşmasını sağlamak, o çetelere “komutan” göndermek... hemen her tür silah sevkıyatı, ve hatta kimyasal silah temini...

Düştü Düşecek!

Kürt kentleri ağır bombardıman altında. Şırnak, Nusaybin, Gever... Evler ateşe veriliyor, hatta fosfor bombası kullanıldığı görüntüleri basına yansıyor. Mahalleler enkaz yığını. Çatışmalar kentten kente sıçrıyor. Vahşet hiç bir araçla gizlenemeyecek boyutta! Cizre'de 100'ü aşkın insanın bodrumlarda diri diri yakılması artık BM kapsamında soruşturma konusu haline geliyor.

Eserinizle Gurur Duyun

 İnsan Hakları İzleme Örgütü, aylardır cebinde saklı tuttuğu, bir katliamı beklenmedik bir anda ortaya çıkardı: Suriye’de adına “muhalif” dedikleri katil sürüleri Ağustos ayında Suriye’nin Lazkiye kentine bağlı köylerde Alevilere karşı korkunç bir katliam gerçekleştirmişlerdi. Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yüzlerce Alevi, yaşlı genç, hasta-sakat demeden hunharca katledilmişlerdi.

Savaş Tehlikesine Karşı Ya Devrim Ya Ölüm!

İçerde amansız bir iç savaş sürüyordu zaten. Bir dış savaşa da büyük bir hızla yuvarlanmaktaydık. Son birkaç gündür bu savaş hiç olmadığı kadar yakın bir tehlike haline gelmiş bulunuyor.

Bölge Devrimi Yolda

 Batı Kürdistan'daki dramatik gelişmeler, Türk burjuva dünyasında bir panik yaratmaya yetti. Her ne kadar “bir-iki kasaba” diye geçiştirmeye çalışsalar da (ki benzer söylemler gerici “Suriye Ulusal Konseyi” tarafından da dillendiriliyor) açık tehditlerle, “seyirci kalmayız”, “müdahale ederiz” bağırış çağırışlarıyla gerçek halet-i ruhiyelerini açığa vurmaktan kendilerini alamıyorlar.

Dolu Dizgin Savaşa!

Ankara'da bir bomba patladı. Hemen yayın yasağı ve ardından eylemin sorumluluğunun YPG'ye yıkılması. Aynı gece Kilis'ten 2000'den fazla dinci-faşist silah, füze, havan topu ve tanklarla Azez'e geçirildi. Hem de aleni olarak, hiç bir gizleme gereği duyulmadan!

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1