Pazartesi, Ara 11th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

HER ŞEY AYAKLANMANIN KAÇINILMAZLIĞINA İŞARET EDİYOR

Referandumda “hayır” sonucu çıkması durumunda iç savaşa hazırlık çağrısı yapan Akp’nin Manisa İl Başkan Yardımcısı tosuncuğun sözleri henüz kulaklardayken benzer bir çağrı, Avrupa’da yaşayan başka bir Akp’li tosuncuktan geldi. Avusturya’da yaşayan dinci faşist, “evet” sonucu çıkmaz ise yandaşlarına iç savaşa hazır olmaları çağrısında bulunmuş.
Akp’den alınmış bir talimatın sonucu bu çağrıların yapıldığı çok açık. Bu çağrılara, Ankara Belediyesi Başkanından Emniyet Müdürüne; RTE’nin başdanışmanından Vali ve kaymakamlara kadar devletin çeşitli kurumlarından dinci faşist kitleye yapılan “silahlanma” çağrılarını; eski özel harekatçı, özel timci, emekli polis, emekli astsubay gibi unsurların zabıta kılığında belediyeler tarafından silahlandırılmasını; “Erdoğan’nın Milisleri” olarak adlandırılan silahlı yapılanmayı ekleyin tablonun ana çizgileri az-çok ortaya çıkmış olur.

Devamını oku: HER ŞEY AYAKLANMANIN KAÇINILMAZLIĞINA İŞARET EDİYOR

SANDIKLA GELEN SANDIKLA GİDECEK(Mİ)!

Gazetemizin 7-22 Şubat tarihli sayısında referanduma ilişkin şu tespitte bulunmuştuk:

“Hala sandıkta alınacak sonucun bu gidişi durduracağına inananlar ne acınası bir güçsüzlük içinde! Üstelik 7 Haziran’ın dramatik sonucu ortadayken! HDP’li vekiller ve Belediye Başkanları tüm halkla alay edercesine gözaltına alınıp bırakılır sonra tekrar alınıp tutuklanırken! Sokaklarda silahlı güruhlar aleni tehditler savurur, saldırılar düzenler ve elini kolunu sallayarak gezinirken!”

Şimdi bu satırlar yayınlandıktan bir-iki hafta sonra arda arda yayınlanan üç habere bakalım. Birincisi dinci faşist partinin, AKP’nin, Manisa il başkan yardımcısına ait. Bu yağlı yüzlü, besili olduğu her halinden belli tosuncuk yandaşlarına şöyle sesleniyor:

“Size tek bir benzetme yapayım. Eğer yüzde 50’yi geçemezsek ve bu referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazırlanın. Gerek kendi içimizde gerek kendi dışımızda kartların yeniden karılacağını yeniden plan masalarının kurulacağını iyi bilelim.”

Devamını oku: SANDIKLA GELEN SANDIKLA GİDECEK(Mİ)!

REFERANDUM TİYATROSU

Türkiye yeni bir sürece mi giriyor? Bir yönüyle “evet yeni bir sürece giriyor” demek mümkün.

Nedir bu “yeni” dönemin özelliği? Kısaca söylemek gerekirse, bütün gücün, bütün yetkilerin tek elde toplandığı, “kuvvetler ayırımı” denen aldatmacanın bir kenara fırlatıldığı bir döneme giriyoruz.

Tekelci sermaye sınıfının buna ihtiyacı var. Erdoğan bu ihtiyacı, bir kaç gün önce, Borsa İstanbul’un kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada “bizim sorunumuz süratli hareket edememek” şeklinde açıkladı.

Devamını oku: REFERANDUM TİYATROSU

EL BAB’TAKİ SAVAŞ

Yeterince iltihap toplamış çıbanın patlaması kaçınılmazdı. Türkiye’nin saldırgan dış politikası Suriye ile bir savaşın potansiyelini fazlasıyla taşıyordu. Şimdi böyle bir savaşın ilk işaretlerini görmeye başladık.

Son iki gündür, Suriye’den gelen haberler Türk Ordusunun yanına katil sürülerini alarak işgal ettiği topraklarda Suriye Ordusuyla çatışmaya başladığını gösteriyor. Çatışmaları kimin başlattığının, kimin kime saldırdığının bir önemi yok. IŞİD bahanesi arkasındaki asıl hedef Kürt ve Arap halklarıdır.

Türk Ordusunun Kürdistan devrimini ortadan kaldırmak ve mümkünse Suriye topraklarından bir kısmını ilhak etmek için Kürdistan/Suriye topraklarına ayak basması zaten bir savaş nedeniydi. Gelişmeler, zigzag çizerek de olsa son mantığına doğru kararlılıkla ilerliyor.

Suriye’nin “kendi” toprağı kabul ettiği coğrafyada yabancı bir silahlı gücün varlığına razı olması beklenemezdi. Eğer işgal sürecinin başında işgale askeri olarak karşı koymadıysa anlık durumunun zorluklarındandı. Bulacağı ilk fırsatta işgalciye silahla karşı koyması kaçınılmazdı.

Devamını oku: EL BAB’TAKİ SAVAŞ

BİRLEŞİK CEPHE/BİRLEŞİK DEVRİM

Önceki makalemizde Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin gerçekte faşizme karşı birleşik cepheden başka bir şey olmadığı; halkların faşizme karşı birlik olma özlem ve isteğinin bu “cephe” tarafından karşılanabileceğini, ancak bunun bazı koşullarının olduğunu vurgulamıştık.

Kaldığımız noktadan devam edelim.

Tekelci sermaye sınıfı, kendi sınıf egemenliğinin çöküşünü engellemek ve birleşik devrimin gelişimini önlemek için ezilen halklara ve emekçi sınıflara karşı saldırısını katliamlar düzeyine çıkardı. Faşist baskı ve terör ezilen halkların ve emekçi sınıfların günlük yaşamının bir parçası haline geldi.

Ancak, tekelci sermaye sınıfının faşist baskı ve terörü, tutuklamalar, gözaltına almalar, işkenceler, katliamlar biçiminde sürdürmesi, faşizme karşı mücadeleyi zayıflatmak bir yana bu mücadelenin kitlesel tabanını genişletiyor, yeni yeni güçler faşizme karşı mücadele saflarına katılıyor.

Devamını oku: BİRLEŞİK CEPHE/BİRLEŞİK DEVRİM

REFERANDUM VE AYAKLANMA

Yapılıp yapılmayacağı henüz kesinleşmeden, referandum, düzen üstündeki ilk yıkıcı etkilerini ortaya koymaya başladı bile.

Toplum şimdiden “düzen partisi” ile “devrim partisi” biçiminde bölündü. Biz, buna, karşı devrim cephesi ile devrim cephesi de diyebiliriz.

Bu ilk ciddi sonucu şu ikinci sonuç takip ediyor: Devrim cephesindeki kitleler -ki toplumun yarıdan fazlasını oluşturdukları bizzat düzen güçleri tarafından itiraf ediliyor- dinci faşist iktidarın sindirmeye yönelik baskı ve terörüne rağmen geri adım atmayarak korku duvarını yıktı. Cesaret, bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayıldı ve toplumsal bir hal almaya başladı.

Bu cesareti kırmak için dinci faşist iktidar, mafya dahil sivil çeteleri devreye sokmaya başladı. Aleni yerlerde, meydanlarda ellerinde silahla resim çektirerek devrimci/demokrat güçleri beklediklerini ilan ediyorlar. Ama bu gözdağı ve tehdit, devrim cephesinin kitlelerinde öfke ve kızgınlığa yol açmaktan başka bir işe yaramıyor.

Devamını oku: REFERANDUM VE AYAKLANMA

FAŞİZME KARŞI BİRLEŞİK CEPHE!

Türkiye ve Kürdistan’da emekçi sınıfların, ezilen halkların durumu nasıl tasvir edilir diye bir soru sorulsa buna verilecek yanıt en kısa ve özlü haliyle şöyle olabilirdi: Devlete ve dinci faşist iktidara karşı kızgınlık, öfke, gelecekten emin olamama hali, belirsizlik, endişe gibi şiddetli duyguların egemen olduğu bir toplum…

Son gelişmelerden sonra bunlara dinci faşist kitleye duyulan öfkeli, kızgın, her an çatışmaya hazır ruh halini ekleyebiliriz. IŞİD, El Nusra gibi dinci faşist örgütlerin yaptıkları katliamların arkasında devlet ve dinci faşist iktidarın yanı sıra dinci faşist kitlenin olduğu kanısı yaygın.

Dinci faşist kitlenin, faşist devletin açık desteği ile kendilerinden yana olmayan geniş kitlelere karşı başlattıkları saldırgan kampanya, Maraş, Çorum, Sivas ve daha bir çok katliam yaşamış; Suriye’de bu dinci faşistlerin yaptıkları vahşeti her gün izleyen geniş kitlelerde haklı endişe ve korkulara yol açmış durumda.

Devamını oku: FAŞİZME KARŞI BİRLEŞİK CEPHE!