Pazartesi, Ara 11th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

TÜRKİYE SAVAŞ PEŞİNDE

Rusya'ya ait bir savaş uçağının Türk savaş uçakları tarafından düşürülmesi bir anda dünya gündeminin ortasına oturdu. Basit bir olay olmadığı olayın ardından sorulan sorudan belliydi: Rusya Türkiye'ye savaş açacak mı?

Rusya, bu spekülasyonlara son verecek açıklamayı hemen yaptı: Türkiye'ye savaş açmayacağız. Bu açıklamayla birlikte başka sorular öne geçti. Örneğin, Türkiye, bir savaş nedeni olacak böyle bir adımı neden attı?

Koşullar bir kez olgunlaştıktan sonra, kendisi ne kadar çapsız olursa olsun, bireylerin tarihte etkin bir rol oynadıkları bir gerçektir. Yine de bu rol oldukça sınırlıdır ve bu sınırlar sınıflar savaşının koşulları tarafından belirlenir. Tarihte bireyin rolü sınıflar arası savaşın nesnel koşullarının belirlediği bu sınırlar içinde cereyan eder. Tarih sonu sonuna sınıflar savaşı tarihidir..

Bu anlamda, Türkiye'yi Rusya ile bir savaşın eşiğine getiren adımını RT Erdoğan'ın kişisel özelliklerine, hırslarına, korkularına, özlem ve arzularına bağlamak son derece naif, bilimsel ve doğruluğu olmayan bir değerlendirme olacak.

Böyle bir adım ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarla, sınıf savaşıyla ve sınıflar arası güç ilişkileriyle açıklanabilir.

Devamını oku: TÜRKİYE SAVAŞ PEŞİNDE

“ŞİMDİ DEVRİM ZAMANI”

Leninist Parti'nin temel güncel politikalarının bir sonucu ve özetini ifade eden bu tespitin şimdi UKH tarafından da yapılıyor olması iki ülke devrimi açısından son derece olumlu ve sevindiricidir.

Önce şu olgunun altı çizilmeli: Haziran seçimlerinden sonra Kürdistan'da devrim süreci yeni bir aşamaya girmiştir. “Demokratik Özerklik” ilanlarına faşist devletin terör ve katliamlarla yanıt vermesi; Kürt halkının bu terör ve katliam politikasına her türlü araçla karşılık vermesi ortaya gerçek bir ayaklanma durumu çıkardı.

Kürdistan'da şimdi dörtbaşı mamur silahlı bir ayaklanma yaşanıyor. Bu ayaklanma, sadece öncü güçler eliyle yürütülen bir ayaklanma değil; aksine, esnafıyla, yoksuluyla, köylüsüyle halkın katıldığı bir ayaklanmadır.

İkinci olarak şu tespiti yapmak zorundayız: Kürdistan'da başta Kürt halkı olmak üzere Kürdistan halklarının bu silahlı ayaklanması Türkiye'nin devrimci/demokratik güçleri tarafından yeterince desteklenmemiştir ve halen de destekleniyor değil. Bu anlamda Kürdistan halkları yalnız bırakılmış durumdalar.

Devamını oku: “ŞİMDİ DEVRİM ZAMANI”

SEÇİMLERE DAİR BOŞ BEKLENTİLER

1 Kasım seçimlerine şunun şurasında bir hafta gibi çok kısa bir zaman kaldı. Zaman kısaldıkça, özellikle dinci faşist iktidarın yıkılması noktasında seçimlere yüklenen misyon, seçimlerden beklentiler amiyane tabirle “tavan” yaptı.

“Demokrasi, barış, kardeşlik, huzur, adalet” gibi emekçi sınıfların duygularını, özlemlerini okşayacak ne varsa bu seçimlere yüklenmiş durumda. Onun için durmadan sandık başına çağrıları, oy'a sahip çıkma tavsiyeleri yapılıp duruluyor. Emekçi sınıflar ve Kürt halkı seçimlere dair çok büyük beklentilere şimdiden sokulmuş durumdalar.

Emekçi sınıfları ve özellikle Kürt halkını seçimlere dair böylesi büyük bir beklentiye sokanların başında, emekçi sınıflara ve Kürt halkına gerçeği, doğruyu olduğu gibi söylemekle yükümlü sol/devrimci güçler geliyor.

Böyle bir politika, kısa vadede işe yarar görünse de beklentilerin boşa çıkmasının ardından oluşacak hayal kırıklıklarının büyük zararlara yol açacağını şimdiden görmek gerekir.

Rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Emekçi sınıflar ve Kürt halkı boş ve gerçekleşmeyecek beklentilere sokuluyorlar ve bunun sonucu derin bir hayal kırıklığı olacaktır.

Devamını oku: SEÇİMLERE DAİR BOŞ BEKLENTİLER

PARİS KATLİAMI

Dünyanın çeşitli ülkelerinden devşirilmiş dinci faşist katil sürülerinin “Paris Katliamı” Fransa'nın 11 Eylül'ü mü?

Hemen herkes bu katliamın Fransa'nın 11 Eylül'ü olduğu konusunda hemfikir. Ama burada asıl soru, 11 Eylül'den ne anlaşıldığıdır.

ABD'nin 11 Eylül'ü ile Fransa'nın “11 Eylül”ü bir çok yönden benzerlik taşıyor.

Birincisi, ABD, 11 Eylül 2001 Provokasyonunu kendi elleriyle, kendi beslemelerine uygulatmıştı.

Amaç, dünya emekçi halklarına karşı bir üçüncü dünya savaşı başlatmaktı. Ayaklanmalar Yüzyılında emekçi halkların devrimci girişimlerini bu şekilde bastırıp, çöküş sürecinin önünü almak istedi.

Devamını oku: PARİS KATLİAMI

SEÇİM BOYKOT AYAKLANMA

 
 Çok bilinen bir deyimi şöyle değiştirebiliriz: “Bir müsibet bin teorik belirlemeden evladır”. Ama bizde “müsibetler” bir değil bini geçti. En esaslısını, anlamlısını, çoğu kez cehaletin cüretiyle konuştuğunda zücczciyeci dükkanına girmiş fil etkisi yaratan R.T.Erdoğan verdi. HDP'lileri kastederek, “80 vekil aldılar da ne oldu” dedi.
 Meclisin, genel seçimlerin, “oy”un anlamsızlığını bundan daha iyi hangi teorik belirleme ya da yazı ortaya koyabilir. Ya da şöyle mi diyelim: “Teori gridir, yaşam ağacı yeşil.” Bitmedi.

Devamını oku: SEÇİM BOYKOT AYAKLANMA

YENİLEN KİM? KİME KARŞI ZAFER?

Haziran seçimlerinin tabutuna son çiviyi çakan 1 Kasım seçim sonuçları, seçimlere büyük umutlar bağlayanları derin bir hayal kırıklığına uğrattı.

Dinci faşist parti, her yol ve yöntemi kullanarak seçim sonuçlarına istediği gibi biçim verdi. Hilelerin, parayla oy almaların vb vb üzerinde duracak değiliz. İşin bu yanı, seçimlere büyük umutlar bağlayanların payına düşsün.

Ama insan şimdi büyük hayal kırıklığı yaşayan sözümona liberallerin, sosyal reformistlerin ve onların dümen suyundan ayrılamayan ortalama solun “anti-demokratik, şeffaf değil, baskı, tehdit ve şantaj altında yapılıyor” demelerine rağmen seçime katılmalarına mı yansın; böyle tanımladıkları seçimleri “meşru” görmelerine mi?

Parlamenter ahmaklık gözleri bu derece mi kör ediyor?

Devamını oku: YENİLEN KİM? KİME KARŞI ZAFER?

SURİYE'DE DEĞİŞEN DENGELERİN DEVRİMİMİZE ETKİLERİ

Rusya'nın Ortadoğu'da ve özellikle de Suriye'de son bir kaç aydır attığı adımların siyasi ve askeri dengeleri değiştirdiğine dair genel bir kanı oluşmuş durumda.

Artık kimse Suriye'de ve dahası Ortadoğu'da işlerin bir kaç ay öncesi gibi süregideceğini söyleyemiyor; söyleyemez.

Genel kanıya rağmen şunun altını çizmek gerekir: Suriye'de dengelerin değişmesinde Rusya'nın attığı adımlar başat rol oynasa da tek faktör bu değildir. Rusya'nın yanısıra Çin ve İran'ın attığı adımlar da hesaba katılmalı.

Ağustos'tan bu yana Rusya, Suriye'de süren iç savaşın başından beri izlediği mevcut rejimi destekleme politikasından farklı ne yaptı?

Devamını oku: SURİYE'DE DEĞİŞEN DENGELERİN DEVRİMİMİZE ETKİLERİ