Pazartesi, Ara 11th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

RTE GÖZDEN ÇIKARILIYOR MU?

Son bir haftada dışarda meydana gelen üç gelişme emperyalistler RTE’nin üstünü çiziyor mu sorusuna yol açtı. Önce bu gelişmelerin hangileri olduğuna bakalım.

Birincisi, ABD’nin Rojava’da YPG ile açık ilişki yürütmenin de ötesine geçerek askeri desteğini Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen ve bunlara kulak asmayarak sürdürmesi. ABD askerlerinin YPG arması ile resim çektirmeleri sembolik değerde olmakla birlikte Türkiye’ye; kendini devletle özdeşleştiren RTE’ye açık bir mesajdı.

İkinci gelişmenin kaynağı yine ABD idi. Rıza Sarraf nam kişinin gizemli bir şekilde ABD’ye gidip orada tutuklanması; ABD’li savcının 17-25 Aralık dosyasına gönderme yapması ve yolsuzluğun belgelerinin kendilerinde olduğunu açıklaması “soruşturma Türkiye’ye mi -yani RTE’ye mi- uzanıyor” sorusuna yol açtı.

Devamını oku: RTE GÖZDEN ÇIKARILIYOR MU?

UZUN SÜRMEZ

İç savaş temelinde devam eden gelişmeler, hızından bir şey kaybetmeden sürüyor. Başbakan değişti, dinci faşist parti kongre toplayarak güçlerini yeniden konumlandırmaya çalışıyor. Devletin tepesinde oturan adam “bu daha iyi günleri” diyerek Kürt halkına, devrimin toplumsal güçlerine meydan okuyor.

Toplum, her iki ülkede, Türkiye ve Kürdistan’da giderek geriliyor ve ayrışıyor. Toplumun geleceğini eylemleriyle belirleyecek aktif güçler devrim ile karşı-devrim arasında saflaşıyor. Her bir taraf bir diğerine diş biliyor.

Burada durup bir noktanın altını çizmek gerek; o da şu: Devrimci bir Parti, sınıf savaşına, bu savaşın geleceğine ilişkin politik değerlendirme ve belirlemelerini toplumun pasif, ayaklanmalarda, sınıf savaşında evinden en son çıkacak, harekete en son geçecek kesimleri değil, aktif, hareket halindeki kesimleri baz alarak yapmalıdır. Toplumun geleceğini bu iki kesim arasındaki çatışma belirleyecektir.

Devamını oku: UZUN SÜRMEZ

FAŞİZME KARŞI

“Taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmamak” diye buyurmuş Devlet. Devlet dediğimiz, “Bahçeli” olanı. Kendi anadilini konuşma özürlüsü olduğu herkesçe bilinen bu faşist, “omuz üstünde baş bırakmamak”tan bahsediyor olmalı. Devletin, “Bahçeli” olanın da bahçesiz olanın da dili, üslubu artık böyle.

Biliyoruz, bu dil, bu üslup, bu meydan okuma kırk yıllık uzatmalı bu “Yardımcı Doçent”in tek başına kullanmaya cesaret edebileceği bir şey değil.

Bu, faşist devlete, tekelci sermayeye, onun arkasındaki emperyalist güçlere, ait bir meydan okuma ve tehdit fermanıdır. Hepsinin birleştikleri, hepsinin kesiştiği noktadır. Erdoğan, Davutoğlu, AKP, MHP ve diğerleri bir garip bulamaçtırlar. İğrenç bir bulamaç halindedirler. Kürt halkına, Türkiye halklarına, Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimine karşı oluşmuş bir bulamaç.

Devamını oku: FAŞİZME KARŞI

DARBE!

Bu aralar herkesin dilinde bir “darbe” lafıdır almış başını gidiyor. Konu biliniyor: Devletin tepesinde oturan RTE ya da taraftarlarının diliyle “uzun adam” Vezir düşürme hamlesi yaptı ve Davutoğlu Ahmet’i makamından indirecek operasyonu başlattı.

Adını “darbe” koydular ya arkası da gelecekti elbet. Hemen “destek” çağrıları başladı. Kimisi, işe yaramaz gövdesini, dün ne yalancılığını ne utanmazlığını bırakmadığı, “Davutoğlu’na siper edeceğini” söyledi; kimisi daha ileri gitti ve nasıl bir bağlantı kurduysa “bu halka karşı yapılmış bir darbe” dedi. Darbe “halka karşı” yapılmış sayılınca elbette karşı çıkılmalı ve “mağdura, yani dün katil dediğine bugün sahip çıkılmasını” salık veriyordu.

Dinci faşist partiye her kritik anda omuz veren Kılıçdaroğlu Kemal ve CHP’sinin tüm katliam kararlarının altında imzası olan birine destek vermesine şaşırmıyoruz. Peki ya, Kürt halkı adına hareket edip “bu halka karşı yapılmış bir darbe” diyen Demirtaş’a ne demeli? Davutoğlu ile “halk”ın ne alakası var? Gerçi Kürt halkıyla alakası kurulabilir ama bu ilişki ancak Kürt halkının katledilmesi kararlarının altındaki imzanın bu zata ait olmasıyla kurulabilir.

Devamını oku: DARBE!

BİR DEVRİM DOĞUYOR

Enternasyonal marşının belki de en güzel dizelerinden biri, “bu kan denizinin ufkundan kızıl bir güneş doğacak” biçiminde olanıdır.

Kürdistan bugün bir kan denizi içinde. Faşist devlet, cinayet ve katliam yapmaya uygun ne kadar paralı/kiralık katili varsa hepsini Kürdistan'da sahaya sürmüş durumda. Bu katliam/cinayet şebekeleri her gün çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın demeden önüne geleni öldürüyor, evler tank atışlarıyla bombalanıp yıkılıyor; girmeye korktukları mahallelere, önce taş üstüne taş bırakmadan harabeye çevirdikten sonra, korka sine giriyorlar.

Türkiye tarafı biçim olarak farklı olsa da özde aynı. Burada insanlar evden çıkmaya korkar hale geldiler. Katliamların sayı ve tarihi hatırlanmaz oldu. Yanı sıra, faşist devlet, kitle hareketlerini polis ve sivil faşistlerin ortak terörüyle zar zor bastırabiliyor. Katliamlarla, açık infazlarla, polis terörüyle korku havası yaratarak toplumu sindirme çabası içinde.

Devamını oku: BİR DEVRİM DOĞUYOR

1 MAYIS TAKSİM ÇAĞRISI, AYAKLANMA VE DEVRİM ÇAĞRISIDIR!

Türkiye, 2016'nın 1 Mayıs'ına Kürdistan'da iç savaşın şiddetlenip derinleştiği, Türkiye'de her biri büyük devrimci kitle eylemlerine neden olabilecek sorunların biriktiği, toplumun emekçi sınıflarının, işçilerin, yoksulların patlama noktasına geldikleri koşullarda gidiyor.

Kürdistan üzerine söz söylemeye gerek yok. O topraklarda dünyanın gözü önünde bir silahlı ayaklanma yaşanıyor. Faşist devletin tankla, topla, her türlü “özel kuvvet”iyle, katil sürüleriyle bile bastıramadığı bir ayaklanma.

Türkiye tarafında ise, biçim olarak farklı bile olsa içerik olarak aynı öze sahip, Haziran Halk Ayaklanmasını gölgede bırakacak bir ayaklanma, yeniden mayalanıyor.

Bunun sayısız belirtisini görüyoruz. Her şeyden önce polis baskısı ve terörü, halkta derin bir öfkeye yol açmış durumda.

Devletin başındaki adamın her davranışı halk kitlelerinde nefret ve öfkeye neden oluyor. Ona duyulan nefret, öfke ve kin gibi duygular ulusal sınırları aşmış, uluslararası bir boyuta ulaşmış. Devletin faşist terörü artık dünya halkları tarafından yakinen biliniyor.

Devamını oku: 1 MAYIS TAKSİM ÇAĞRISI, AYAKLANMA VE DEVRİM ÇAĞRISIDIR!

HALKLARIN BİRLEŞİK DEVRİM HAREKETİ

Kürdistan ve Türkiye'li on devrimci örgütün bir araya gelmesiyle 12 Mart'ta ilan edilen “Halkların Birleşik Devrim Hareketi” iki ülkenin birleşik devriminde, hiç kuşku yok, yeni ve önemli bir gelişmeye işaret ediyor.

Türkiye ve Kürdistan, sert ve sarsıcı bir devrim sürecinden geçiyor. Devrim, her günkü gelişmeyle güncel olduğunu herkese gösteriyor.

Türkiye ve Kürdistan'da yaşanan sarsıcı olaylar dizisi gerçekte gözümüzün önünde gerçekleşmekte olan devrimin bir dizi patlamasıdır.

Türkiye'nin “istikrarsız”laştığı artık emperyalist merkezler tarafından da kabul görüyor ve emperyalistler, jeopolitik bakımdan oldukça önemsedikleri Türkiye'yi kaybetme korkusu yaşamaya başlamış durumdalar.

Devamını oku: HALKLARIN BİRLEŞİK DEVRİM HAREKETİ