Pazartesi, Ara 11th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

DEMOKRASİ ÜZERİNE

“Ben o adama çay vermem” diyen çaycı tutuklanıyor, oğluna “üstün zekalı” diyen dizi oyuncusu işinden atılıyor.

Zindanlar doldu taştı. İnsanlar ne ile suçlandıklarını bilmeden aylarca zindanlarda tutuluyorlar. İnsanlar, ne zaman, nasıl ve neden gözaltına alınacaklarını bilmemenin korkusu ve kaygısıyla yaşıyorlar. Kimse yarınından emin değil.

Dinci faşist iktidarın ve faşist devletin terör ve baskısı artıkça kitlelerin demokrasi özlemi de artıyor. Emekçi sınıflar ve ezilen halkların özgürlük ihtiyacı ve özlemi ekmek-su ihtiyacı gibidir şimdi.

Bu nedenle, demokrasi mücadelesine duyulan ihtiyaç Türkiye’de azalmak şöyle dursun, faşist baskı ve terör artıkça önüne geçilmez biçimde kendini hissettiriyor.

Devamını oku: DEMOKRASİ ÜZERİNE

SİLAHLANMA

HDP Milletvekili Hüda Kaya’dan öğreniyoruz: Ümraniye’de bir cami imamı vaaz niyetine hem silahlanma çağrısı yapıyor hem de HDP’liler için “Katli Vaciptir” fetvası veriyor.

Kendine otomatik silah aldığını söyleyen imam efendi, “Siz de alın silahlarınızı, akraba çevrenizde, konu komşu etrafınızda HDP’liler vardır. Bunlar kâfirdir, öldürülmeleri vaciptir” fetvasını verip tavsiyelerde bulunuyor.

Söylemeye gerek yok: Dinci faşistlerin hedefinde HDP’lilerle birlikte Kürt halkı, Aleviler, kadınlar, kısacası kendilerinden olmayan herkes var.

Şaşırmıyoruz. Dinci faşistler, karşı-devrimin bu toplumsal tabanı, politik yöneticileri tarafından uzun süredir silahlanmaya teşvik ediliyorlar.

Devamını oku: SİLAHLANMA

ÇÖKÜŞ ALAMETLERİ-2

Son makalemizde Türkiye’de düzenin ve dinci faşist iktidarın dış ilişkilerden gelen çöküş belirtileri üzerinde durmuştuk. Şimdi, içerden gelen çöküş belirtileri üzerinde durup tablonun, manzaranın tümünü yansıtmaya çalışalım.

Ancak aradan geçen zaman zaman içinde dışardan gelen belirtilerin gözlem ve tespitimizi doğrulayacak şekilde çoğaldığının altını çizmek istiyoruz.

Örnekler, belirtiler çok sayıda. İşte iki örnek. Bir-iki hafta önce Erdoğan’a “salakça açıklamalar yapıyor” diye hakaretler yağdıran Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos, bu sefer de “Erdoğan gibi gaddar bir diktatöre dönüşen aşırı unsurların açıklamalarını yanıtsız bırakamayız” sözleriyle tavrını sürdürdü.

İkinci örnek, daha düne kadar ne zaman devrileceği üzerine bahisler oynanan, sonu “Kaddafi gibi olacak” diye zil takıp oynanan Beşar Esad’tan geldi. Esad, artık her fırsatta Erdoğan’a hakaret fırsatını kaçırmıyor. “Psikolojik olarak rahatsız”, “dengesiz”, “ahmak” kavramlarını Türkiye burjuva sınıfının “lider” olarak öne çıkardığı adam için kullanıyor.

Devamını oku: ÇÖKÜŞ ALAMETLERİ-2

AVRASYACILIK MASALLARI

Suriye konusu bağlamında Rusya-Türkiye “yakınlaşması” ortaya çıktı ya onunla birlikte “uzman” cahiller de ortalığı kapladı. Bu cahil uzmanlara göre, RTE’nin şahsıyla da özdeşleştirerek, Türkiye emperyalist Batı ittifakından uzaklaşarak Çin-Rusya-İran üçlüsünün temsil ettiği “Avrasya” ittifakına yöneldi/yöneliyor.

Sonda söylenmesi gerekeni baştan söyleyebiliriz: Bu iddianın elbette gerçeklikle alakası yok. Anlık, geçici, ne ekonomik ne de siyasal temeli olan gelişmeleri; politik kadroların değişik amaçlarla yaptıkları açıklamaları gerçeklik olarak sanma darkafalılığının sonucudur bu iddialar.

Bu iddia sahipleri, kasıtlı değillerse eğer, emperyalizmi, emperyalizmin bağımlı ülkelerle ilişkilerini, bu ülkeler üzerindeki egemenlik araçlarını kavrayamamıştır.

Devamını oku: AVRASYACILIK MASALLARI

ÇÖKÜŞ ALAMETLERİ

El Bab’ın Türkiye için “cehennemin kapısı” olabileceğine işaret ettiğimiz makalemizde “El Bab önünde ömür billah bekleyemezler; ya ileri ya geri. Her ikisi de Türkiye için hezimet; dinci faşist iktidar için sonun başlangıcı olacak” diye yazmıştık.

Şimdi, o günden sonraki gelişmelerin nasıl bir seyir izlediğine bakalım. Akılda kalan gelişmelerin başında üç Türk askerinin bir hava saldırısı sonucu öldürülmesi geliyor. Sonradan açıklandı, vurulan yer aslında “Türk Özel Kuvvetleri”nin toplandığı binaymış. Bina vuruluyor, ölü sayısı üç asker olarak açıklanıyor.

Ama sayıdan çok eylemin niteliği önemli. “Özel kuvvetlerin toplandığı bina tespit edilip havadan vuruluyor. Kim vuruyor belli değil. Amiyane tabirle “kim vurduya” gidiyor. Gözlerin çevrildiği ne Rusya ne de Suriye üzerlerine alınmıyorlar.

Devamını oku: ÇÖKÜŞ ALAMETLERİ

KOPMA NOKTASINA DOĞRU

Erdoğan, devletin başı olarak, Türkiye’yi iç savaşa mı sürüklüyor? Bu iddiada olanlar, gözünün önünde olup biteni dahi kavrayamayacak denli kör ve cahil olduklarını söylemiş oluyorlar bu iddialarıyla.

Türkiye ve Kürdistan, şiddetli bir iç savaşın içinde zaten. Hem de yıllardır süren bir iç savaşın... Artık bu tartışma götürmüyor.

“Devletin başı olarak” RT Erdoğan’ın ilan ettiği “seferberlik”, Türkiye’nin savaş halinde olduğunun resmen kabulüdür.

Kimle savaş halinde? “Seferberlik” çağrısı kime karşı yapıldıysa... “Devletin başı”, bunu “terör örgütleri” olarak açıkladı. Biz bunu dinci faşist iktidardan, karşı-devrim cephesinden, faşist devletten yana olmayan herkes diye anlayabiliriz; doğrusu da bu.

Devamını oku: KOPMA NOKTASINA DOĞRU

FİDEL, DEVRİM İÇİN SAVAŞMAYANA KOMÜNİST DEMEZ!

Fidel, fikirlerini, düşüncelerini, ilkelerini, en çetin, en zor durumlardan çıkış yollarının genel çizgilerini ve daha sayısız değeri bize, insanlığa, dğnya devrimci proletaryasına miras bırakarak aramızdan sonsuza dek ayrıldı.

En azgın düşmanlarının bile kendilerini saygılı, ölçülü söz söylemek zorunda hissettikleri Fidel’in kişiliği, kahramanlığı, tarihteki yeri hakkında fazla söz söylemenin anlamı yok.

Şu kadarını bilmek ve söylemek yeter: Fidel, sadece Küba halkına ve Latin Amerike halklarına değil, dünyanın en ücra köşesinde bile devrim ve komünizm için savaşanlara ilham kaynağı, yol gösteren kutup yıldızı oluştur ve hep böyle kalacaktır.

Marx-Engels ve Lenin’in öğrencileri olarak Fidel ve Che, devrim ve komünizm için verdikleri mücadeleyle çağımızın simgeleri oldular. Emperyalizme ve kapitalizme karşı devrim ve komünizm mücadelesi bu iki dev adamdan söz edilmeden anlaşılamaz.

Devamını oku: FİDEL, DEVRİM İÇİN SAVAŞMAYANA KOMÜNİST DEMEZ!