Pazartesi, Kas 20th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Stratejik Düşünme

Baharın gelişiyle birlikte sadece doğa değil insanlar da canlanıyor; üzerlerindeki ataleti atıp daha bir devingen oluyorlar; geleceğe daha bir umutlu ve iyimser bakıyorlar.

Pratiği Örgütlemek

Olayların hızlı akışı içerisinde bugün artık bir çok insan ya tarih yapmak ya da yapılmakta olanı kenardan seyretmek seçeneklerinden biriyle karşı karşıya gelmiş bulunuyor. Her şeyin böylesine pratik bir hal aldığı koşullarda öznenin tarihsel rolü, önemli bir ağırlık kazanmış durumda.

Tarihin Pusulası

Günümüzde tarihin akışının hızlanması, tarihin yönünü kaybettiği anlamına gelmiyor. Dünya genelinde ortamın önemli ölçüde belirsizlikler taşıyor olması, geleceğin nasıl olacağını bugünden kestiremeyeceğimiz, öngöremeyeceğimiz şeklinde de değerlendirilemez. Bugün dünya üzerinde yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal, çevresel olayların nereye doğru evrilebileceğini öngörmek, sanıldığı kadar zor değildir.

Tarihin Devindirici Gücü

Sonda soracağımız soruyu başta soralım: Bugün dünyadaki gelişmelere yön veren şey nedir? Kimilerine göre "Yeni Dünya Düzeni"ni planlayan, hazırlayan ve en nihayetinde de sahneye koyan rejisörlerdir; yani emperyalist devletlerdir, onların çokuluslu şirketleridir vb.

Göçmen Akınları

Yeni binyılın başında emperyalist-kapitalist sistem büyük bir sorunla karşı karşıya; göçmen akınları sorunuyla. Kuşkusuz geçen binyılın da önemli sorunlarından biri olan göçmenlik sorunu, bu binyılın başında çığ gibi büyümüş, göçmen akınları emperyalist-kapitalist devletlerin surlarını dövmeye başlamıştır.

"Görünmez El" Safsatası

Bugünün kapitalizm savunucularının elinde "görünmez el" avuntusu dışında ne kaldı dersiniz? Piyasaların dışarıdan bir müdahale olmaksızın kendi kendine optimum (en uygun) noktaya erişeceğine dair İskoç düşünür Adam Smith'in iki yüzyıl önce öne sürdüğü bu argüman, yaşam tarafından defalarca çürütülmesine rağmen, bugün hala kapitalizm yanlılarının ipine sıkı sıkıya sarıldıkları yegane "kurtarıcı" olarak görülmeye devam ediyor.

Akıl Oyunları

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, olayları yorumlamada standart bakış açısının dışına çıkmak adına, yine ortalığı komplo teorileri kaplamaya başladı. Olaylara marksist açıdan bakmayanların her defasında düşecekleri çukurun bu olacağından kimse şüphe duymamalı.

Devrimci Bakış Açısı

Olaylara nereden ve nasıl baktığınız önemlidir. Bu sizin olayları yorumlarken kullandığınız yöntemle ilgilidir. Ya olayları diyalektik akışı içerisinde, süreklilik ve kopuş bütünlüğü halinde ele alırsınız ya da metafizik olarak; yani olayları dondurur, gelişim sürecinden koparır, sadece verili ana takılı kalırsınız. Peki, bu durumda verili anı doğru tahlil edebilir misiniz? Elbette bu soruya cevabımız "hayır" olacaktır.

Devlete Akıl Verme Yarışı

Uzunca bir süredir ortalama solun birçok kesimine sirayet etmiş olan bir hastalık, yaşanan bu son darbe girişimiyle daha da su yüzüne çıktı; bu devlete akıl verme hastalığıdır. İsteyen buna devletle empati yapmak da diyebilir; yanlış olmaz.

Kısır Döngüyü Aşmak

"Her alanda saldırıyorlar" sözü, bugünkü siyasi iktidara karşıt olan her kesimin diline pelesenk olmuş durumda. Kimi zaman bir korkuyu, kimi zaman bir yakınmayı, kimi zaman da bir şaşkınlığı ifade eden bu sözleri sarfedenlere şöyle sormak gerekiyor: Evet de, başka türlü olmasını mı bekliyordunuz? Sizi bu kadar şaşırtan şey nedir?

Bireyciliğe Karşı Kolektivizm

Kapitalizmin gelişimi günden güne insanları daha fazla bireycileştiriyor, aynı anlama gelmek üzere bencilleştiriyor. Kapitalizmin vahşi cangılında insanlar, sadece yükselmek için değil ayakta kalabilmek için de başkalarının omuzlarına basmaları gerektiğini düşünüyorlar.

Eksen Kayması Mı?

15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan gelişmeler, yeniden bir "eksen kayması" tartışmasını gündeme getirdi. Ne zaman Türkiye, "batılı müttefikler"inden "madik yiyecek" olsa bu "eksen kayması" tartışmaları gündeme gelir.

Varlık Yokluk Meselesi

Türkiye ve Kürdistan açısından içinde bulunduğumuz tarihi süreci doğru bir şekilde analiz edebilmek için Lenin'in bir yüzyıl önce yapmış olduğu uyarının üzerinde önemle durmak gerekiyor : "Politik olaylar zincirini bütünlüğü içinde sonuçlarıyla inceleyerek kendimizi daima kontrol etmeliyiz"... AKP'nin 14 yıl süren iktidarı döneminde olan biten/ bitmeyen her şey, bir nevi devleti ele geçirmek için verilen kıyasıya mücadeleyle özetlenebilir.

Tarihin Hafızası

Üzerinde yaşadığımız topraklarda her gün, her saat onlarca olay oluyor; bu olaylar, etkisi onyıllarca sürecek sonuçlar ortaya çıkarıyor; ama gelin görün ki, hala bir çok insan -üzülerek söylemek gerekiyor ki, bunlara kendisine “devrimciyim” diyenler de dahildir- bu olayların toplumda hiçbir iz bırakmadan olup bittiğine inanıyor ya da öyle sanıyor. Yaşanan siyasal ve toplumsal olayların, su üzerine yazılan yazılar gibi insanların, toplumların belleğinden silinip gittiğini ya da gideceğini düşünmek, hem toplumların hem de tarihin hafızasına güvensizliktir.

Doğanın Yıkımına Karşı

Bu kadar toplumsal ve siyasal olay yaşanırken çevre meselesiyle ilgili yazmanın handikaplarını bilerek bu konuya el atmaktan kendimizi alamadık; zira Cerattepe'de yol yapımına karşı kısa süre önce yaşanan isyan, konunun üzerinden atlanamayacak denli önemli olduğunu bir kez daha gösterdi bize.

Devrime İnanmak Ya Da İnanmamak

İşte bütün mesele bu! Hele de yaşadığımız şu süreçte... Kuşkusuz burada bahsi geçen "inanmak", bir din adamının dine inanması gibi değildir. Sözkonusu inanç, bilimsel bir inançtır. Devrimci bir durumun olduğunu, her devrimci durumdan bir devrim çıkabileceğini bilmektir. Pasif bir bekleme ve "oluş" hali değildir; durum güncellemesi de değildir! Devrimi gerçekleştirmek için amaçlı bir etkinlik içinde bulunurken, devrimi somut olarak hissetme, yaşama durumudur.

Din Karşısında Tutumumuz Ne Olmalı?

Komünistlerin din karşısındaki tutumunun ne olması gerektiği, genel olarak bilinen; ama her somut durumda, somut durumu bir bütün olarak gözlemleyerek ortaya konulması gereken bir durumdur. Toplumda, özellikle bu konuda komünistlere karşı oluşturulmuş olan önyargıların ne kadar yaygın olduğunu biliyor oluşumuz, bu konu üzerinde daha da hassasiyetle durmamızı gerekli kılıyor.

Ne Yapmalı

Dönem, bu tarihsel soruyu bir kez daha sordurtuyor bize. Her an her şeyin olabileceği bir politik atmosferde devrimci sorular sormak ve bu sorulara devrimci cevaplar vermek yaşamsal önemdedir.

Devrimin Yolu

Yaşadığımız tarihsel dönemde, Türkiye ve Kürdistan'da insanların birçoğu bu sorunun cevabını bekliyor: Bizim devrimimizin geçeceği yol ne olacak? Bu elbette öyle bir çırpıda yanıtlanabilecek bir soru değildir. Dahası olayların gelişim seyri, bu soruya şu anda vereceğimiz cevapları geçersiz kılabilecek, her somut durum, genel doğruları tekrarlamayı yetersiz bulacağı için, somut bir tahlili gerektirecektir.

Materyalist İyimserlik

Dünya tarihinin bu kritik döneminde marksist-leninistler dışında geniş bir kesim, geleceğe dair karamsar düşüncelere sahipler; emperyalist-kapitalist sistemin dünyanın geleceğini yoketmeye dönük açgözlülüğü, insanlarda bu tür düşüncelerin oluşmasına neden oluyor. Belki de bu Lenin'in "kesin bir zafer" için önkoşul olarak gördüğü, "umutsuzluğun kıyısı"dır. Ancak bu noktadan sonradır ki, yığınlar kaybedecekleri hiçbir şeyleri olmadığı düşüncesiyle son ve belirleyici bir savaşıma gireceklerdir.

"Kaos Aralığı" Mı?

İçinden geçmekte olduğumuz sürecin, kimi belirsizlikler taşıdığı su götürmez bir gerçeklik; ama buradan yola çıkarak toplumsal, siyasal olayların evrileceği yönü öngörmenin mümkün olmadığını söylemek mümkün mü? Bizce mümkün değil; ama bunu mümkün görenler de var.

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1