Salı, Kas 21st

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Genç Emekçilere Yönelik Emek Sömürüsü Artıyor

Genç İşçi Derneği (GİDER), 10 AVM'de çalışan 1000 genç emekçi ile yapılan ankette emeğin sömürüsünü gözler önüne serdi.

Genç Emekçilerden Çağrı!

İnsanlık her gün bir başka yerde sömürüye ve baskıya, aşağılanmaya karşı isyan bayrağını çekiyor. Kapitalizmin damarlarında akan işçi kanı, onun ömrünü uzatmayacak, yok oluşunu sağlayacaktır. İşte Greif işçileri 8 gündür fabrikalarını işgal etmiş ve hakları için mücadeleyi sürdürüyor! Sürdürülen mücadele tüm işçi sınıfının mücadelesidir. Çünkü işçi sınıfı iş koşulları ne kadar farklı olursa olsun, aynı kapitalist sömürü çarkının içinde ezilmektedir. Bu sömürüye son vermek için verilen her mücadele bizlerin, işçi sınıfının ortak davasıdır!

Öncelikle Tekstil sanayi işçileri olmak üzere, tüm sanayi kollarındaki, hizmet sektöründeki işçiler; üniversitelerde ve liselerde okuyan öğrenciler, fabrikalarını işgal eden Greif işçilerinin yanında olalım! Greif işçileri işçi sınıfının mücadelelerle dolu tarihine şimdiden geçmiş ve her zaman anılacak bir örnek yaratmıştır. Gerek örgütlenme yetenekleri, gerekse de sendikaların tüm pasif ve mücadeleden uzak, teslimiyetçi tavırlarına rağmen oluşturdukları işçi komiteleri ile geleceklerini kendi ellerine alan Greif işçilerinin yanında olarak dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmeliyiz

İşçiler işgal ettikleri fabrika’da pek çok şeye ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyaçların karşılanması, dayanışmanın arttırılması son derece önemlidir. Ama en az bunlar kadar önemli olacak bir başka şey ise işçilerin bulundukları her yerden destek ve dayanışma gösterilerinde bulunmasıdır. Çünkü gerçek bir savaştan farkı olmayan bu mücadelede moral güç son derece önemlidir.

Genç işçi arkadaşlar;

Ayakkabı kutularına milyonları doldurmakla meşgul olanlar işçilerin nasıl yaşadığını bilmez. Hangi güçlüklerle bir ayı geçirdiğini bilmez. Hangi şartlarda işlerinin başına geldiklerini bilmez. Ama bizler aynı sınıfın üyeleri; işçiler, emekçiler aynı acıları ve sevinçleri paylaşanlar bir arada olursak tüm acılarımıza son verebiliriz. Şimdi dayanışmanın büyütülmesi ve sermaye sınıfına karşı başlatılan bu başkaldırıyı zaferle sonuçlandırmak için ileri!

Yaşasın İşçilerin Mücadele Birliği!

Ekmek Kavgası Sosyalizm Kavgasıdır!

GEB/ Genç Emekçiler Birliği

*Greif İşçileri ihtiyaç listesi

- Temizlik malzemeleri:

Sabun, Peçete, Tuvalet kağıdı, Çamaşır suyu, Kağıt havlu, Bone, Hijyen eldiveni, Yemek maskesi, Kolonya, Dezenfekten, Kağıt banyo havlusu, Şampuan, Bulaşık deterjanı

- Mutfak malzemeleri:

Plastik -karton bardak, Plastik çay kaşığı,

- Gıda:

Çay, Şeker, Hazır gıda (fabrika ortamında ateş kullanıldığında tehlike oluşturacak maddeler olduğu için)

- Genel ihtiyaçlar:

Yağmurluk, çorap, iç çamaşırı, havlu,

Genç İşçiler Mücadelenin Zaferi İçin Komiteleşmeli

Uzun yıllardır örgütleniyoruz, örgütlenmenin öneminden bahsediyoruz. Genç Emekçiler Birliği 1978 yılından beri bu topraklarda aralıksız faaliyet yürütüyor, genç işçileri iktidar perspektifi ile yan yana getiriyor.

“Ciğerimiz Yetene Kadar”

 Bingöl Türkiye'nin bir ili, bu ilde Karlıova ilçesine bağlı 300 haneli bir köy var. Köyün adı Taşlıçay ve bu köyde neredeyse her evde ölümü bekleyen bir işçi var. Yakın zamanımızın en dramatik olaylarından biridir bu. Çünkü işçiler henüz tedavisi bulunamamış olan silikozis hastalığına yakalanmış durumda. Daha doğrusu sermayenin aç gözlülüğü ve kar hırsı kot taşlama işinde çalışan işçileri ölüme mahkum ediyor. Aslında pek çok işte yeterli ve gerekli önlemler alınsa bu tür hastalanmalar ya da ölümler engellenebilir. Ama sermayenin karının yüksek, maliyetinin düşük olması insanların yaşamından, babasız kalan çocuklardan daha önemli...

 Peki nedir bu hastalık ve nasıl insanların yaşamına son veriyor?

 Silikozis; silika (SiO2) adı verilen maddenin uzun süre solunması sonucu gelişen ve özellikle maden işçileri arasında “dul bırakan hastalığı” olarak bilinen kronik bir hastalıktır. Dünyada ilk kez 2005 yılında kot taşlama işçileri arasında görülen silikozis ne yazık ki tedavisi henüz bulunmayan bir hastalıktır.

 Slikozis hastalığı maden işçileri arasında, 20–30 yıl çalışma sonunda ortaya çıkan ve yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Fakat yoğun olarak silika tozuna (granit taş- kum tozu) maruz kalan kot taşlama işçileri de artık bu hastalığa yakalanabiliyor. Altı aylık bir sürede hızla ilerleyen hastalık çok kısa sürede insanları ölümle yüz yüze bırakıyor.

 Kot kumlama; kotların beyazlatılması, eski bir görünüm verilmesi için kumun kuru hava kompresörleriyle kotların yüzeyine tutularak aşındırılması işlemine verilen ad. Bu uygulama sırasında kullanılan toz; akciğerlere zarar veriyor, vücut savunmasını zayıflatıyor ve akciğerlerin sertleşmesine neden oluyor. Zaman içerisinde solunumun bozulmasına yol açan hastalık ölümle sonuçlanabiliyor.

 Kot taşlama işçileri tıpkı tekstil sektöründe çalışan diğer işçiler gibi uzun ve ağır çalışma koşulları altında çalışmak zorunda. Merdiven altı atölyelerde günde 12 saat çalışan işçiler, hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı, bırakın havalandırmanın düzgün yapılmasını pencerelerin dahi sıkı sıkıya kapatıldığı yerlerde sigortasız ve sendikasız olarak çalışmaktalar. Oysaki çok sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, iyi bir havalandırmanın olduğu iş koşullarında işçilerin ya kapalı ortamlarda robot el gibi mekanizmaları kullanarak çalışması ya da astronot gibi giyinerek çalışması gerekmektedir. Yoksa işçilerin kullandığı sadece ağız maskeleriyle hasta olmalarının önüne geçmeye çalışmak yeterli bir önlem değildir. Fakat işçiler havalandırmanın olmadığı hatta kot taşlanmasında kullanılan değerli kum ziyan olmasın diye pencerelerin dahi sıkı sıkıya kapatıldığı ortamlarda çalışmaktadırlar.

 Daha acısı ise kot taşlama işinden ötürü silikozis hastalığına yakalanan işçilerin sayısı tam olarak bilinmemektedir. Sadece Bingöl'de değil, Sinop, Tokat, Siirt, Erzurum, Yozgat, Zonguldak ve Çorum’da da kot taşlama sonucu akciğerleri iflas edip memleketlerine dönen çok sayıda işçi var. Ve ancak ciğerleri yetene kadar yaşayabilecekler!

“Taşeronu Kovana Dek Mücadelemizi Sürdüreceğiz”

1 aya yakın zamandır Kartal'da bulunan Anadolu Adliyesinde grevde olan işçilerle GEB olarak kısa bir söyleşi yaptık. Onu sizlerle paylaşıyoruz

Genç İşçiler: “Geleceğimizi Pazarlık Konusu Etmeyeceğiz!”

  Kıdem tazminatının fona devredilmesi hala sermayenin ve devletinin gündeminde. Fakat sermaye sınıfı her zaman olduğu gibi işçi sınıfından ve toplumdan gerçekleri gizlemek için medyasını kullanıyor. Kıdem tazminatı konusunda da medya aynı rölü üstleniyor ve tartışmanın gerçek içeriğini işçilerden, öğrencilerden gizlemeye çalışıyor. Buna sarı sendikalar da dahil olunca, işçi sınıfı kendi geleceğini (aslında tüm toplumun) etkileyen son derece önemli bir konuda habersiz kalıyor. Bu nedenle bizler Genç Emekçiler Birliği'nde bir araya gelmiş olan işçiler olarak, bu konuda genç işçilerle bir araya geldik ve kıdem tazminatı hakkında tartışmalar yürüttük. Bu tartışmaların sonunda gördük ki, işçi sınıfı geleceğinin ne kadar tehlike altında olduğunu bildiğinde, haklarının nasıl budandığını öğrendiğinde neler yapabileceğini daha net görüyor. Mücadele etmekten korkmuyor, çocuklarının geleceğini güven altına almak için girmeyeceği kavga ve mücadele yok.

Biz GEB'li işçilerin düzenlediği “İşçiler Buluşuyor Kıdem Tazminatını Tartışıyor” etkinliğinde de bu yalın gerçek ortaya çıktı. Toplantıya katılan bir işçi düşüncelerini şöyle dile getirdi; “kıdem tazminatının fona devredilmesi meselesinin içeriğinin bu kadar olduğunu bilmiyordum. Taşeron işçiler yıllarca çalışsada tazminat alamıyor, sürekli girdi çıktı yapıyorlar” dedi ve sorunlarını dile getirdi.

 GEB'li bir arkadaşımız kıdem tazminatının fona devredilmesi ile ilgi burjuva medyanın gizlemeye çalıştığı gerçekleri açıkladığnda ise işçilerin tepkisi görülmeye değerdi. Turizm sektöründe taşeron olarak çalışan bir işçi tepkisini şöyle dile getirdi; “Yani yıllarca çalışmamızın sonunda hiçbir şey elde edemeyeceğiz öyle mi?” dedi. Ve devam etti “benim için bu toplantı bizim neslimizin ve geleceğimizin ne kadar tehlike altında olduğunu anladığım an oldu. Ama insanlara basit ve sade biçimiyle bu konuyu anlatmalıyız” dedi.

 İşçiler çalışma yaşamındaki sorunlarını da burada dile getirdi ve uzun tartışmaların ardından oy birliği ile iş yerlerimizde, oturduğumuz mahallelerde kıdem tazminatının gaspına ilişkin çalışma yapma, aydınlatma çalışması yapılma kararı alındı. Bir başka genç işçi, 8 Aralık'ta Gazi Dayanışmasının düzenleyeceği “İşçiler Buluşuyor Sorunlarını tartışıyor” forumuna toplu katılmayı ve orada daha geniş bir kitle ile bu konuyu tartışmaya davet ett. İşçiler buraya da katılma kararı aldılar. Bu konuda bir de internet sayfası açarak işçilere, gençlere bu konuda bilgiler ulaştırılabileceği ifade edildi.

 Canlı ve güzel geçen toplantıda işçiler kıdem tazminatının fona devredilmesi karşısında mücadele etme kararlılığında olduklarını dile getirdiler. Öncelikle kendi birliğimizi oluşturmak gerektiği söylenerek toplantı sona erdirildi.

 Peki Kıdem tazminatı Fona devredildiğin neler olacak?

 a) İlk önce işten atmalar kolaylacak. Sermaye sınıfının önünde bu konuda gerçek anlamda hiç engel kalmamış olacak.

 b) Kıdem tazminatını almak hayal olacak. Esnek çalışma şartlarında zaten uzun süreli çalışmak sıkıntı iken bu düzenlemeyle işçilere sürekli girdi çıktı yaparak bu haktan yararlanılmasının önüne geçilmiş olacak. Aynı zamanda düzenli çalışma olanağı olan olursa 15 yılın sonunda bu haktan yararlanabilecek. Bunun dışında ise ise haktan yararlanmanın iki seçeneği var. Biri ölmek diğeri de emekli olmak.

 c) Bu düzenlemeyle emeklilik de hayal olmuş olacak.Tazminatın miktarı da azalacak. Çünkü sermaye sınıfı bir yılda 30 güne karşılık gelen tazminat hakkının gün sayısını 15'e düşürmek istiyor. Bu yarı yarıya bir azalma demek.

 d) İşçilerin tepkisini azaltmak için kazanılmış haklara dokunulmayacak deniyor. Ama gerçekte işçi sınıfın ve gelecek neslin hiçbir güvencesi kalmamaış olacak.

 e) Maliyet azalacağında iş cinayetleri artacak, kazalar yaralanmalar artacak ve sermaye sınıfı m-bundan sorumlu olmayacak.

 f) İşçi çıkarmak kolaylaşacağından, iş yerinde işçiler üzerindeki baskılar (mobbing de denir) artacak.

  İstanbul'dan GEB'li İşçiler

“Öyle insanlar gördüm ki ölüm peşlerine düşmeye korkardı…”*

Hayatları kendi deyimleriyle cehennemde geçen madencilerin yaşantısının ve mücadelelerinin anlatıldığı Sixteen Tons adlı belgeseli izlerken, hiçbirimizin tahmin edemeyeceği kadar çok şey öğrendiğimizi itiraf etmeliyiz.

Emperyalist Savaşı Halk Devrimi Önler

 Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB) ve Genç Emekçiler Birliği (GEB) Suriye yönelik gerçekleşebilecek bir savaşa karşı yürüyüş gerçekleştirdiler, emperyalist savaşı ancak bir halk devriminin önleyeceğini söylediler.

İşçi Eylemlerinin Hikayesi Ve Dersleri

Genç Emekçiler Birliği (GEB) 22 Şubat Pazar günü Divriği Derneği'nde Maltepe Hastanesi ve Dora Otel işçilerinin katılımıyla, eylemlerin hikayesi ve dersleri adlı etkinliği gerçekleştirdi. Ayrıca etkinlikte Avukat Sevinç Sarıkaya da yer aldı.

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1