Pazartesi, Kas 20th

GüncellemeSal, 23 May 2017 10pm

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Mücadele Birliği | Emekçi Kadın

Kadınlar Şiddete Karşı Yürüdü...

25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla İstanbul Taksim’de kadına yönelik şiddete karşı eylem yaptı. 

Savaş Bölgesinde Dört Gün

Geçtiğimiz Mart ayında Nepal'de yapılan dünya kadın konferansın da alınan kararlardan biri, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinden kadınların Kürdistan'ı ziyaret etmesi, süren savaşın kadınlara, çocuklara etkilerinin yerinde incelemesi ve bölgede yasayan kadınlarla dayanışmanın örgütlenmesi idi. Bu karar doğrultusunda Almanya dan MLPD, MLPD gençlik, Coruage dan temsilciler ve biz Emekçi Kadınlar ve Devrimci Öğrenci Birliği temsilcileri olarak dört gün sürecek çalışmalara sabah KJA'yı ( Kürdistan Jinen Azad) ziyaret ederek başladık. Kısa bir tanışma dan sonra kadınlara ulaşma da, yaklaşımlar ve sorunlara dair görüşler ve çalışmalar hakkında bilgi alınıp verildi. Kürdistan'da son bir yıldır yaşananların kadınlara etkileri aktarıldı.

İkinci adresimiz Barış Anneleriydi. 40 yıldır süren savaşta çocuklarını gözaltında, çatışmalarda kaybetmiş anneler öfkeli. “Biz yıllardır çok zulüm görmüşüz ama bu kadarını, bu kadar vahşicesini simdi gördük, cenazelerimiz yerlerde kaldı, bu nasıl insanlıktır biz bilmiyoruz” diyerek isyan ediyorlar. Almanya'dan arkadaşlar soruyorlar, “neler yapıyorsunuz bu olan biten karşısında?” Annelerden biri “vallahi ne gerekiyorsa onu yapıyoruz, yapacağız da” diyor kesin bir dille. Seslerinin dünyaya duyurulmasını, burada yasananların anlatılmasını istiyorlar bizden. Anneler oruç, çok yorulmasınlar diye çok kalmadan çıkıp Mezopotamya Hukukçular Derneğine (MHD) gidiyoruz.

Avukat arkadaşlar sokağa çıkma yasaklarıyla baslayan süreci anlatıyorlar. Hedef gözetilerek öldürülen, tacize, tecavüze uğrayan, günlerce yaralı halde kalıp sağlık ekiplerinin alamadığı için ölen müvekkillerini kurtaramadıklarını anlatıyorlar. MHD eşbaşkanı “Bu süreçte en büyük hak ihlallerine kadınlar maruz kaldı, taciz ve tecavüz vakası çok. Diyarbakır E Tipi Cezaevi ziyaretlerimizde gözlediğimiz bir durum bu. Kadınlar suç duyurusunda bulunmak istemiyorlar, bir, daha fazla baskıya uğrama korkusu, ikincisi ise bir işe yarayacağını düşünmüyorlar. Bu süreçte AB ve diğer uluslararası kurumlara başvurduk ama sonuç alamadık. Hukukçular olarak olup bitene müdahalede bulunamıyoruz” diyor. Siz nasılsınız diye soruyoruz. “Biz yakılıp yıkılan yerleri, vücut bütünlüğü bozulmuş cenazeleri görüyoruz. Anlatmak çok soyut ve yetersiz kalıyor. Bir çok arkadaşımız gördüklerinden kaynaklı iyi değil, çoğumuz uyku bozukluğu başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunları yaşıyoruz” diyor.

Diyarbakır İHD ye gidiyoruz. Kadın Komisyonundan Hatice arkadaş anlatıyor: “Sur'dan çıkan çocuklar alilerinden alındı, yurtlara verildi. Kadınlar çırılçıplak soyuldu, erkekler işkence gördü, çoğu tutuklandı. Savaş bir iç göçe zorladı halkı, göç en çok kadınları ve çocukları olumsuz etkiliyor.” İHD ve MHD'nin yasanan hak ihlalleriyle ilgili geniş bir rapor hazırlama çalışmaları var. “Hukuka olan inancımızı yitirmiş olsak da en azından belgelemek gerekir diye düşünüyoruz” diyorlar.

İkinci gün Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve kadın politikaları daire başkanı ile görüştük. Gültan Kışanak bölgedeki belediyelerin durumunu anlattı. “34 belediye eşbaşkanı, 100 belediye meclis üyesi görevden alındı, 17 eşbaşkan tutuklu. Belediyelere el koymak için yasal düzenlemeler yapmak istiyorlar. Seçilmiş belediyeye kayyum atama mevcut yasaya uygun değil, 'belediyeleri halk seçer yerine gerektiğinde vali atar' seklinde düzeltme yapmak istiyorlar. Neden olarak da eşbaşkanlık sisteminin siyasi bir karar sayılması. Zira belediyeler siyasi kararlar alamazlar. Biz bu baskıları aynı zamanda kadınlara dönük baskılar olarak değerlendiriyoruz. Çünkü görevden alınan başkanların büyük bir çoğunluğu kadın” diyor. Harita üzerinde Sur'un tarihini anlatarak yıkım kararı alınan bölgeleri gösteriyor.

Kadın politikaları daire başkanı ise bölgede sadece 3 ilde bulunan dairenin çalışmalarını aktarırken diğer belediyelerde olan kadın müdürlükleriyle arasındaki farkı da anlatıyor. “İki kat bütçe daha fazla personel, daha fazla kadına ulaşmak demek” diyor. Sur belediyesinin görevden alınıp özyönetim istediği için ağırlaştırılmış hapisle yargılanan eşbaşkanı Fatma Sık'ı ziyaret ediyoruz. “Bu görüşme için fiilen burdayım, görevden alınan başkanlardanım” diyerek söze başlıyor, 100 gün süren Sur direnişinde kadınların en önde olduğunu, bölgeden göç eden ailelerin yine kadınların öncülüğünde geri döndüklerini anlatıyor. “İrademizi kıramazlar, Kürt kadınının Ortadoğu'da öne çıkması, örnek olması diktatörlerin hoşuna gitmedi, saldırıları bu kapsamda değerlendiriyoruz. Sur'un %92 sinde acele kamulaştırma kararı var, ama halka rağmen uygulanamaz.” Sur'da katledilenlerin ailelerini görmek için Dicle Fırat Kültür Merkezin'e gidiyoruz. Çünkü bizi kabul edebilecekleri bir evleri yok, birer ikişer yakınlarının yanlarında kalıyorlar. Ayhan, 23 yasındaki kardeşini kaybetmiş, “Kardeşimin cenazesi 33 gün yerde kaldı. 33 gün açlık grevi yaptık cenazelerimizi almak için. Devlet bizim canımıza, coğrafyamıza, dilimize, kültürümüze, onurumuza kastediyor. Bundan sonra nasıl birlikte yasayacağız.” Yakınlarını kaybeden ailelerin acı ve öfke dolu sözleri kulağımızda çınlıyor uzun sure.

Üçüncü gün erkenden yola çıkıyoruz Yüksekova'ya doğru. Yolda üç dilde Enternasyonal'i söylüyoruz, Kürtçe, Türkçe, Almanca. Sonra bildiğimiz yol kontrolleri, saatlerce süren arama, GBTler.

Halka yardımların organize edildiği belediye garajına akşama doğru ancak varabiliyoruz. Belediye başkanı Adile Kozay süreci anlatıyor. “13 Mart'ta sokağa çıkma yasağı başladı. 78 gün yasak, 37 gün operasyon sürdü. 120 bin nüfuslu ilçenin nerdeyse tamamına 'ister boşaltın ister bolaltmayın, biz gireceğiz' denildi. 37 günden sonra evlerle savaştılar, yaktılar, yıktılar. Su an 7 mahallede evler kullanılamaz halde, 5 mahallede insanlar dışarda. Yıkılan evlerinin bahçesine dahi çadır kurulmasına izin verilmiyor, belediye olarak çalışmalarımız engelleniyor. Kendi imkanlarımızla ve alabildiğimiz yardımlarla günde 22 bin kişiye sıcak yemek veriyoruz. Gıda yardımı yapıyoruz ama insanların evleri, mutfakları yok ki bunları pişirsinler.

78 kişi hayatini kaybetti, cenazeler tanınmaz durumda. 55 kişi tanınamadığı için kimsesizler mezarlığına defnedildi. Geri dönen aileler gördükleri manzara karşısında şoka giriyor, kalp krizi geçirip ölenler var. Devletin amacı burayı tamamen boşaltmak, çünkü burası hem İran, hem de Irak sınırında. Ama insanlar evlerini, topraklarını bırakıp gitmek istemiyor.”

Belediye meclis üyeleriyle yıkılan mahalleri görmeye gidiyoruz. Daha ilk mahallede durduruyorlar, böyle dolaşıp fotoğraf çekemeyeceğimizi söylüyorlar. Bu arada etrafımızı 5-6 akrep in sardığını farkediyoruz. Orada yıkık evlerinin bahçelerinde gördüğümüz insanlarla sohbet etmeye çalışıyoruz ama bizi duyabilecek kadar yakın mesafede oldukları için kolay olmuyor. Geri dönüyoruz. Ertesi gün bayram, belediye garajının depolarında gönüllü kadın arkadaşlar gelen yardımlar içerisinden ise yarar olanları seçip çocuklara vermek üzere ayırıyorlar. Başka bir depoda gıda paketleri hazınlanıyor. Acil ihtiyaçlar giderilmeye çalışılıyor ama her şey yetersiz. Giyim, gıda, bunları tasnif edip halka ulaştıracak insan...

Dördüncü gün yine sabah erkenden yola çıkıyoruz Diyarbakır'a dönmek için, biliyoruz yolda kontrol vs zaman kaybedeceğiz. Diyarbakır'da ilkin kadın akademisine gidiyoruz. Figen hoca akademinin çalışmalarını anlatıyor. “Akademinin amacı zihniyet değişimi ile ilgili eğitimler, seminerler vs düzenlemek” diyor. Mahallede ne tür sorunlarla karşılaştıklarını soruyoruz. “Son jineoloji çalışmasından örnek vereyim” diyor. “Biz jineolojiyi anlatmaya çalışıyoruz, kadınlar ' biz okula gitmedik, bilmeyiz, bizim yaşamımızda epistemoloji, ontoloji, bilim yok' dediler. Biz de olabildiğince sadeleştiriyoruz. Birbirimizden öğrenmeye çalışıyoruz. Zaten Sur direnişiyle birlikte çalışmalar yapılamıyor, halkın acil ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz.” Demokratik Bölgeler Partisi'ni ( DBP) ziyaret etmek üzere vedalaşıp ayrılıyoruz. Burda Eşbaşkan Sebahat Tuncel genel durumu kısaca değerlendirdikten donra Almanya'dan gelen arkadaşların HDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin sorularını yanıtlıyor, “HDP'li vekiller olarak olağanüstü koşullarda siyaset yapıyoruz, her birimiz için toplamda onlarca yıl hapis cezaları isteniyor, ifade vermek için çağrılmış durumdayız. Ben zaten seçilerek çıktım cezaevinden, bizim için şaşırtıcı bir durum değil bu.”

Vaktimiz azaldığı için kısa tutuyoruz bu ziyaretimizi ve son olarak Demokratik Toplum Kongresi'ne (DTK) gitmek için yola çıkıyoruz. Eşbaşkan ve kadın komisyonu üyeleri karşılıyor bizi. DTK'nin ne olduğu ve çalışmaları hakkında bilgi veriyor eşbaşkan. Bütün ziyaretlerimizde olduğu gibi birlikte olmaktan duyulan memnuniyet dile getiriliyor karşılıklı ve kadın mücadelesinin daha da büyütülmesi gerektiği, özgürlüğün ancak birlikte mücadele edilerek kazanılacağına dair ortak inançla vedalaşıyoruz.

Tubingen'de 8 Mart Etkinliği

11 Mart 2017 tarihinde Almanya'nın Tubingen şehrinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bir etkinlik gerçekleştirildi.

Kadın Akademisi: “Zindanda Kadın Olmak”

Kadın Akademisi toplantıları devam ediyor. Bu haftaki Kadın Akademisi'nde "Zindanda Kadın Olmak" başlığı altında Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da devrim ve insanlığın kurtuluşu mücadelesinde gözaltına alınan, tutsak düşen kadınlar ve zindanlardaki mücadeleleri ele alındı.

Balıkesir’de 8 Mart Etkinliği

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Balıkesir Burhaniye'de anlamlı bir etkinlik düzenlendi.

EKA'dan 8 Mart'ta Taksim'e Çağrı

Emekçi Kadınlar (EKA) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde “Harekete Geç İsyan Et Şiarıyla Kadınlar En Ön Saflara” diyerek yarın Galatasaray Meydanı'nda buluşarak Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşe çağrı yapıyor.

Adana’da Emekçi Kadınlar Günü Etkinliği

Adana Kadın Platformu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için Atatürk Parkında bir etkinlik düzenledi.

Bir Kadın, Bir İş Cinayeti

Trabzon’da Hava Şahin… 61 yaşında… Artık evinde sıcacık oturup, torunlarına kazak örmesi, çorba pişirmesi gereken yaşlı bir kadın…

Sarıgazi'de EKA'lılar 8 Mart'ı Selamladı

Sarıgazi'de Emekçi Kadınlar (EKA) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için pankart asarak kadınları selamladı

Yenİ İnsan

Halkın Denizi

HalkinDenizi 1